Ana sayfaya dönmek için tıklayınız.

başyazı
iki ayın içinden
öyküler
yapıtlar yazarlar
Alıntılar
çiçek yağmuru yapıtlar
günlük
 
 
yazarlar
künye
arşiv
iletişim

İki ayın içinden

 

BÜLENT NAKİB’İN YANITI

Anımsanacağı gibi, Bülent Nakib ile Mehmet Tekin’in birlikte hazırladıkları Bekir Sıtkı Kunt yapıtı üstüne Türk Dili Dergisi’nin yazarı Muzaffer Uyguner’in bir yazısı Tanıtmalar bölümünde yayımlanmıştı. Bülent Nakib, dergimizin yöneticisi Ahmet Miskioğlu'na bu konuyla ilgili olarak bir mektup gönderdi. Şöyle diyor:

“Konunun işlenişi bakımından çok yüzeysel, kimi bölümlerinde verilen bilgiler bakımından da yetersiz olduğunun elbette ki bilincindeyiz. Ancak onun yurdumuzdaki yüzlerce halkk kütüphanesine, Bekir Sıtkı Kuntla ilgili ilk giren kitap olduğunu da övünerek belirtmeliyiz. Bu nedenle, kitabı hazırlarken amaçladığımız hedefe varmış olduğumuzu söyleyebiliriz."

Konuştuğumuz Muzaffer Uyguner, Bülent Nakib ile Mehmet Tekin’in değerli emeklerini hiçbir zaman yadsımadığını söylemiş, kendilerini yaptıkları çalışmadan dolayı kutlamak istediğini açıklamıştır.

K.K.S.M’DE SERGİ

Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi’nin öğretim üyelerinden İsmail Hakkı Demirtaş, Basri Erdem, Yunus Güneş, Barika İpekbayrak, Muammer Öner,Erol Özden, Nevhiz Tanyeli; Kadıköy Belediyesi Kültür ve Sanat Merkezi'nde resim, yontu ve grafikten oluşan karma sergi açtılar. 7 Ocak 1992’den 31 Ocak 1992’ye değin sürdü.

Caddebostan'da bulunan Kadıköy Kültür ve Sanat Merkezi’nin İstanbul’un en büyük bir yaratım odağı olduğu kuşkusuzdur. Birbirine bağlantılı altı bölümden oluşan, geniş sergileme alanları, her türlü gereksinimi karşılayabilecek bir görünüm sunuyor izleyenlere.

Altı bölümden her birinde ayrı bir yaratımerinin yapıtları bulunuyordu. Basri Erdem, Erol Özden, Nevhiz Tanyeli; sergiledikleri büyük ölçülerdeki yağlıboya resimleriyle üç ayrı bölümü doldurmuşlardı. İsmail Hakkı Demirtaş "retrospektif” dizideki yapıtlarıyla, Yunus Güneş "Zeytinler Albümü" konulu büyük boy baskılarıyla, Muammer Öner "bistre" uygulayımıyla oluşturduğu "Esin Perileri" konulu "monokron" resimleriyle öbür üç bölümü kaplamışlardı. Barika İpekbayrak’ın yontu çalışmaları ise bütün bölümlere dağıtılarak yerleştirilmişti.

Kendisiyle konuştuğumuz Nevhiz Tanyeli, şunları söyledi:

"Yaratım etkinliğinin öznesi durumundaki çağdaş yaratımeri; tedirgin etmeyi de göze alarak yaratım alıcısını, yeni sorular sormaya, bu soruları yanıtlamaya yönlendirebilecek, onda yaşamı olumlama coşkusu yaratabilecek bir yöntem geliştirme gereksinimindedir. Bu doğrultuda bir iletişim alışılmış biçimlerle gerçekleşmez kuşkusuz. Yeni özler, yeni biçimleri gerektirmektedir. Yeni anlatım yolları ise ancak içeriğin gereklerinden doğduğunda anlamlı, değerli ve kendi içinde tutarlı olabilecektir doğal olarak."

HATAY RESTAURANT’DA, DİL ve YAZIN ETKİNLİKLERİ

Hatay Restaurant’ın yöneticileri Tevfik Demir’le Mehmet Ali Işık, bilindiği gibi, yıllardan beri yazar-çizerlerin çalışmalarına yardım için her türlü özveriyi gösteriyorlar. Her ay açtıkları resim ya da yontu sergisiyle, her ay hazırladıkları yazar imza günlerine ek olarak bu kez de Cemal Süreya günü düzenlediler.

Cemal Süreya'nın ölüm yıldönümü olan 9 Ocak 1992 günü saat 15.00’te anma toplantısı yapıldı. O gün Hatay içkievinde iğne atsanız yere düşmezdi. Geç gelenler, oturacak yer bulamadılar.

Açış konuşmasını Mehmet Ali yaptı. Kısa, özlü bir konuşma. Ardından Asım Bezirci konuştu. Günün asıl konuşmacısı oydu.

Asım Bezirci, düşüncelerini yayımladığı yapıtta söylemiş olduğunu açıkladı. 1957’de ikinci yenilerin en iyisi okluğunu belirttiğini anımsattı. "Ben, burada belediyeyi protesto ediyorum; Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğü’ne Mehmet Ali seçilmeliydi diyorum. Çünkü o zaman Belediye Kültür işleri daha iyi yönetilirdi." dedi.

Daha sonra Behzat Ay, Vedat Günyol, Orhan Alkaya birer özgün konuşma yaptılar. Şarkı söyleyenler de oldu. Sonunda Abbas Cılga, oracıkta yazdığı şu dizeleri okudu:

Cemal için toplandık Hatay’da
Onu konuştuk
Hep onunlaydık
Rakı içtik anısına
Cemal içmedi
Sakallı olarak
Hep gülümsedi duvarda

 

İsmet Kemal Karadayı'nın orada yazıp okuduğu dizeleri:

Öykünme sularına kapılmışsa insan
Öleceğini bir ermiş gibi bile de bilir
Ölmüş çünkü erce ölendir.
Sevgilerim saygılarımla...

 

NECATİ CUMALI BÖLÜMÜ

Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS), 13 Ocak 1992 pazartesi günü Karaca Tiyatrosu'nda "Necati Cumalı Gecesi” ni bu dönemin "Ustalarımıza Saygı" izlencelerinin birincisi olarak sundu. Türk Dili Dergisi, o gece ile ilgili olarak hazırladığı "Necati Cumalı Bölümü"nü gelecek sayımızda yayımlayacak.

DERGİ ÜYELİĞİ

Türk Dili Dergisi’nin dergi üyeleri sık sık soruyor; "Üyelik sürem ne zaman bitecek?", "Dergi üyeliği borcum var mı?", "Lütfen dergi üyeliği borcumu bildirir misiniz?" diyorlar.

Dergi üyeliği süresinin bitip bitmediğini görmek çok kolay. Bilindiği gibi, posta ile elinize ulaşan dergi zarflarının üzerindeki adınızın üstünde iki sayı vardır. Birincisi son ödemeyi yaptığınız, ikincisi de üyeliğinizin bittiği sayıdır, örnekle de açıklayalım. Adınızın üstünde şöyle yazılmış olduğunu varsayalım:

23-28 3895

Bunda "23" son ödemeyi yaptığımız sayıyı gösteriyor. "28" de üyeliğinizin bittiği sayıyı gösteriyor. Üçüncü rakam da adınızı defterde bizim kolayca bulabilmemiz için yazılmıştır. Borcunuzu bilebilmek, işte, böyle kolay...

29. sayı elinize ulaştığı zaman-isterseniz daha sonra, isterseniz daha önce- lütfen üşenmeyerek postaneye değin gidiniz, bu postaneye değin yürüyebilmek özverisini esirgemeyiniz; bir posta çeki kâğıdı alıp 122307 numaralı hesaba 15 000TL (Derginin bir yıllık karşılığıdır, az görüp ne çıkar bundan diyerek göndermemezlik etmeyiniz.) yatırınız. Alacak olan; "Türk Dili Dergisi" diye yazınız. Alıcıya "23-28 3895" rakamlarını da yazmayı unutmayınız.

Hiçbir kötülük düşünen, Türk dilinin bağımsızlık ülküsünü yok edemiyecektir.

Arat OVALI

 

 


 www.turkdilidergisi.com   -   2000-2007