İki ayın
içinden
SAMİ
KARAÖREN - AZİZ NESİN
Gazeteci-yazar, dilci Sami Karaören; beş yıldan beri
dergimizde dil üstüne yazılar yazmaktadır. Gazeteciliğinden
gelen bir bakış ile, kimsenin ayrımına varmadan etkilendiği
yozlaşmaları yakalayarak sergiliyor, toplumu uyarmaya
çalışıyor. Mayıs-Haziran 1991 sayımızdaki "Yabancı Bir
Ülkedeyiz Sanki" başlıklı yazısında bakınız ne diyor:
"İstanbul'un belli başlı caddelerinde şöyle çevrenize bir
bakın: Türkçe bir işyeri adı, Türkçe bir tabela
göremezsiniz. Yalnız Beyoğlu, Rumeli Caddesi, Osmanbey,
Şişli, Mecidiyeköy, İstanbul yakası, Kadıköy, Bağdat Caddesi
değil, bütün semt caddeleri, sokakları yabancı dilde konmuş
adları sergileyen, beğenceden (zevkten), güzellikten de
yoksun tabelalarla dolu. Duyurular, tanıtmalıklar
(reklamlar) da öyle... Ankara, İzmir gibi öteki büyük
kentlerimiz de özdeş tutum ve görünümde. Örnek vermeye gerek
yok; o çirkinlik ve bilinçsizlikleri, ulusal varlığımızdan
kopuşu, her gün sizler de görüyorsunuz. İşyerlerine konan
adlar değil, işlev bildiren adlar da değişti: Süper Market,
Butik... gibi....."
Sami
Karaören yozlaşma örnekleri verdikten sonra da herkese
sesleniyor, çağrıda bulunuyor:
"Bütün
aydınlarımız/öncü insanlarımız, yüreğimiz yanarak sormalıyız
kendimize.
Bu ulusal
duygudan, düşünceden yoksun tutum nasıl çıktı ortaya?!
"... Ulusal
bilinci paylaşan siyasal partilerimiz, aydınlarımız, uyanmış
insanlarımız bu yabancı ad koyma yanlışlığını önleyecek
savaşıma girmekte, dileriz daha fazla gecikmezler"
Aziz Nesin,
doğrusu çok sevdiğimiz Aziz Nesin; bu çağrıyı okumuş,
çağrıya katılmaya karar vermiş ve eyleme başlamış: TÜYAP'ta
gençlere yaptığı konuşmada Sami Karaören'in yazılarından ve
Türk Dili Dergisi'nin öbür yazarlarından topladığı örnekleri
sergiliyor, o da herkesi savaşıma çağırıyor. Aynı konuşmayı
televizyondan da yaptı.
Eleştirimiz
şu: Aziz Nesin, Sami Karaören'den ve Türk Dili Dergisi'nde
beş yıldan beri yayımlanan yazılardan topladıklarını
sergiliyor da niçin Türk Dili Dergisinin adını vermiyor? Çok
sevdiğimiz Aziz Nesin, çok ayıp etmiştir. Kendisine
yakıştıramadık.
"İşkence”ye
karşı olduğunu bildiğimiz Aziz Nesin'in Türk Dili
Dergisi'nin beş yıllık emeğini kendine mal etmesi, "işkence"
yapmaktan başka nedir? İğneyi kendimize, çuvaldızı başkasına
batıralım.
PERŞEMBE
TOPLANTILARI
Yazar-Çizerlerin perşembe toplantıları sürmektedir.
Günümüzün Neyzen Tevfik'i taşlamacı yazar Nezihi
Gülcüoğlu'nun son günlerde Akyüz Kitabevi Yayınları arasında
yeni bir betiği çıktı. "Deli Olmak İşten Değil”[i]
adlı bu yapıtında taşlamadığı alan yok sanki. Bu arada
çevremizdeki arkadaşlara da oklarını atmaktan geri durmamış.
Nitekim Behzat Ay için şu dörtlüğü görüyoruz yapıtta:
İçer Allah
için içer
Bir tövbeden bin kez cayıp
Behzat için ayık olmak
olmamaktan daha ayıp
Ahmet
Miskioğlu'na ve "ekibine" de bir ok atmaktan geri durmamış:
Çağdaş
Türkçe üretirsen
Sayrı, sağın, savman gibi
Mutlu olur "Dergi"deki
Miskioğlu ve ekibi
Asım
Bezirci’ye ise şöyle takılıyor:
Kimi yazar
geçinenin
Sağ'da ise bir ayağı
Sakın ola istemesin
Asım Bey'den beziryağı.
Bir
perşembe toplantısında, Nezihi Gülcüoğlu'nun uğraş alanı
üstünde tanışıldı. "Bu arkadaş 'taşlamacı'mı, 'sataşmacı'mı?
Uğraş alanına bir ad koyalım" dediler. Tartışmaya herkes
katıldı. Salâh Birsel, Ahmet Miskioğlu, Güner Demiray, Ahmet
Koksal, Mesude Gülcöoğlu, Ercüment Uçarı, Mehrizat, Nevhiz,
Mahir Ünlü, Alp Kuran, Müslim Çelik, Asım Bezirci, Zeynep
Aliye, daha başkaları... Salâh Birsel, "sataşma"nın biraz da
"bulaşma" olduğunu söylüyor; en iyisi "haşlama" imiş,
"haşlama”da "azarlama" anlamı da varmış... Derken Asım
Bezirci söz alıyor. Ona göre, Gülcüoğlu'nun yaptığı
"veriştirme" imiş. Mahir Ünlü: "Benim doğum yerimde
'bulaşma' derler, öyle ise 'bulaşma' diyebiliriz,
“taşlama”dan ille de kurtulmak istiyorsak." dedi.
Gülcüoğlu'nun yanıtı: "Ben araştırma yaptım, sözlüklere
baktım; en iyisinin 'taşlama' olduğu kanısına vardım."
Gülcüoğlu;
tartışmaya katılsın katılmasın herkesi ok yağmuruna tutmayı
sürdürdü. Geçen perşembe günü, Çağlayan Kahvesi'ndeki
söyleşiye gelenler, masanın üzerinde "Çağlayan'dan
İzlenimler" başlıklı taşlamayı gördüler. O ise bir kıyıdan
tilki tilki gözlüyordu. Herkes toplanınca Müslim Çelik
yüksek sesle okuyarak orada bulunanlara dinletti:
Çağlayan'dan izlenimler
Şu tükenen
yaşamımda
Yağ çekmedim şimdiyedek.
Bu nedenle kimi yerde
Olamazdım elbet yedek.
Sağlam
kalem tutan eller
Çoğalırken Çağlayan'da
Hiç us mu var yayıncıya
Çok kez umut bağlayanda.
Salâh
Birsel "Üstadımız"
Pek iç içe olmasa da
Sigarayı tüttüren kim
Yanındaki bir masada.
Miskioğlu
Türkçe için
Hep olumlu sözler söyler
Şol dilimi budar idi
Eline bir geçse keser.
Bezirci
Türk ekinine
Sunar iken seçkin "eser"
O sevecen güler yüzde
Kimi zaman sert yel eser.
Bir gün
Halim Uğurlu’nun
Daldım şiir bahçesine
Kokladım tüm güllerini
Hep içime sine sine.
Her konuyu
renklendirir
Şairimiz dost Uçarı.
Kimisine anımsatır
Deli Petro denen Çar’ı.
Ahmet
Köksal ressam şair
Eleştirmen ama insan.
Her şey gelip geçer iken
Belleklerde kalır bir San.
Çevresine
pek az yansır
Uyguner’in koyu sesi.
Ama bir kez konuşursa
Hiç araya koymaz ES’i.
Çoğu zaman
üst düzeyde
Yetkili bir bürokrattı
Değişmeyen şu düzene
Yenilmeden havlu attı.
İçerik var
şiirinde
Ve de "mesaj" Müslim Çelik
Her gün sabun köpüğüdür
Olmasın tek cebin delik.
Bir
dinginlik görünse de
Şair-Yazar Demiray'da
Der ki sanat yararına
Ok durur mu gergin yayda.
Mahir Ünlü
"Edebiyat”
Tarihini yazar iken
Yaprakları arasına
Koyar imiş bir kaç diken.
Şiirleri
anımsatır
Bana keman sonatım
Öte yandan her yönüyle
Mehrizat bir altın tını
TÜRKİYE
YAZARLAR SENDİKASI
Türkiye
Yazarlar Sendikası, etkinliklerini sürdürüyor. TYS'de
sürekli bir devinim... Bugün bu devnimin dökümünü yapacak
değiliz. Ancak, TYS'nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi’yle
birlikte düzenlediği uluslararası Yunus Emre Bilimsel
Kurultayı'nı belirtmekle yetiniyoruz. Bu bilimsel kurultaya
bildiri sunmak için dışarıdan çağırılanlar arasında şu adlar
da vardı: Geoffrey Lewis, Clara Janes, Wolf Dieter Bach,
Lamia Hacıosmanoviç, Kalus-Detlev Wanning, Anna Masala,
Hamdi Hasan, Manfred Eseherig, György Hazai, Munib Maglayiç...
Melisa
Gürpınar
Türkiye
Yazarlar Sendikası'nın boşalan Genel Yazmanlık görevini
arkadaşımız Melisa Gürpınar üstlenmiştir; kendisine
başarılar diliyoruz.
ARAT
OVALI
[i] Nezihi Gülcüoğlu, Deli Olmak
İşten Değil, Akyüz Yayınları, Neşet Ömer Sk. Kadıköy
İş Merkezi 10/124
Kadıköy-İstanbul
'f