ÖMER ASIM AKSOY’A SAYGI
Ahmet Miskioğlu
Dergimizin kurucusu ve
yazarı, Türk dili çalışmalarıyla ünlü Sayın Ömer Asım Aksoy'a Gaziantep
Üniversitesi’nce onursal doktorluk sanı verildi.
Ankara'daki eski
üniversiteler, başta Ankara, Hacettepe, Ortadoğu Teknik Üniversiteleri niçin
bugüne değin görevlerini yerine getirmekten uzak durdular, sormalıyız! 30-35
yıldan beri verilmesi gerekenin bugüne değin bekletilmesinin çok düşündürücü
olduğunu söylemek isteriz.
Görevlerini
anımsayabildikleri için Gaziantep Üniversitesi'nin yöneticilerini
kutluyoruz. Bazı eski ve yeni üniversitelerin siyasal amaçlı doktorluk,
doçentlik, profesörlük dağıtışlarının çirkin görüntülerini 12 Eylül”den beri
ibretle” izliyor, ülkemizin gittikçe bataklığa doğru kaymasını acıyla
görüyorduk. Gaziantep Üniversitesi'nin verdiği öz değerlerimize sarılma
örneğinin yeni bir çığır açmasını dileriz.
Ömer Asım Aksoy,
Atatürk'ün kurduğu; 12 Eylülcülerce haksız ve de Atatürk'ün malvarlığına el
koyarak, hayınca kapatılan Türk Dil Kurumu'nda 43 yıl çalıştı, büyük
hizmetler yaptı, Önemli yapıtlar yayımladı ve yayımlanmasına öncülük etti.
"XIII. yüzyıldan beri Türkiye Türkçesiyle yazılmış kitaplardan toplanan
tanıklarıyla Tarama Sözlüğü"; betiklerde bulunup da son yüzyıllarda
bırakılmış, unutulmuş, kullanılmaz olmuş Türkçe sözcükleri sözlük biçimine
getiren sekiz ciltlik bir yapıttır. Bu yapıtta, sözcüklerin hangi yüzyılın
hangi betiğinin hangi sayfasında ve hangi tümce içinde geçtiği de yazılmış;
ayrıca karşılaştırılsın diye eski harflerle yazılışı da gösterilmiştir.
Büyük, titiz, güç bir çalışma ürünü olan doyurucu bir yapıt...
Bu sekiz ciltlik sözlüğün
masamda duran birinci cildini gelişigüzel açıyorum, parmağımı koyuyorum;
işte bir sözcük, arı olmak, bir XV. yy. yazarının kullandığı Türkçe söz...
Tarama Sözlüğü'ne bu sözün geçtiği bir de Tümce alınmış: "Kaçan mü'min
oruçla günahtan arı olıcak heman noksan, nefs arıcalığında kalır, ol dahi
fıtra ile temam olur."
Tümcenin hangi betikten
alındığı da imlerle belirtiliyor. Biz, betik açıklamasını olduğu gibi
yazalım: «CEVAHİRÜ’L-AHBAR, XV-XVI. yüzyıl sofi ve bilginlerinden Antakya'lı
Şeyh Isaoğlu Şeyh Kasım'ın din ve ahlâk bilgileri veren eseridir. Müellif bu
eserini, Antakya'da bulunduğu sıralarda 1496 (902) yılında 32 bölüm üzerine
Arapça olarak yazmış; Antakya'dan Bursa'ya göçtükten sonra da (Manevi bir
işaretle) Türkçeye çevirmiştir. Bu değerli çevirinin Radosçuk'lu Hüseyin bin
Hacı tarafından 1701 (1113)'de yazılan ve Nuruosmaniye kitaplığında 2357
numara İle kayıtlı bulunan 900 sahifeli nüshası taranmıştır. Tarayan Kilisli
Rıfat Bilge'dir."
Türk dili için çok
yararlı olan bu sözlük, haksız ve hayınca kapatılan Türk Dil Kurumu'nun ve
Ömer Asım Aksoy'un erişilmez başarılarından yalnız biridir.
"Türkiye'de halk ağzından Derleme Sözlüğü"; halk ağzında bulunup da yazı
dilinde kullanılmayan sözcükleri toplayarak sözlük biçimine getiren 12
ciltlik bir yapıttır. Ömer Asım Aksoy, kendine özgü yöntemiyle, yurt çapında
gönüllü derleyiciler örgütü kurarak hazırladığı izlenceyi başarıyla yürüttü.
Sekiz yılda izlence üç kez uygulandı. Böylece 450.000 fiş Türk Dil Kurumu'na
ulaştı. Derleme-Tarama Kolu Başkanı kimliğiyle çalışmalara yön vererek
fişleri sözlük biçimine dönüştürme işlerini yürüttü; sonunda, 12 cilt
sözlüğün yayımlanmasını sağladı Ömer Asım Aksoy... * .
Kapatılan Türk Dil
Kurumu'nun bu tür emekleri; Osmanlıcanın egemenliği döneminde Arapça ve
Farsça altında ezilen, boğulan Türkçeye, nefes alma olanağı sağladı.
Kuşkusuz ardından Türkçenin serpilip gelişme dönemi başlayacaktı; nitekim
öyle oldu...
Bilinçli yazarlar artık
Türkçe karşılığının bulunduğunu gördükleri yabancı sözcükleri kullanmaz
oldular. Uygulayımbilimin gelişmesi, yeni kavramların doğmasına neden
oluyor; bilinçlenen Cumhuriyet dönemi yazarları bu yeni kavramlara da, artık
ustaca kullanmaya başladığı kendi dilinden karşılıklar türetiyor. Türkçe,
böylece parlak bir döneme girdi.
Bu parlak döneme girişte
Kapatılan Türk Dil Kurumu'nun ve Ömer Asım Aksoy'un emekleri tarihe kuşkusuz
altın harflerle yazılacaktır.
Ömer Asım Aksoy'u yayımladığı bu iki sözlükten dolayı -ki toplam 20 cilt
yapıyor- kutladığınız zaman, size alçakgönüllülükle "Bunlar ekip
çalışmasıdır, çalışmaya katılan binlerce dilsever vardır; hepsini kutlamak
gerekir." diye yanıt vermektedir. Öyleyse öğrencilerinin emeğini kullanarak
yazdığı üç sayfalık sözlükle profesörlük sanını alan bir kişi için ne
demeli? O sanı veren üniversite için ne demeli?
Bir üniversite, görevini
anımsayarak, Ömer Asım Aksoy gibi bir gerçek bilim adamına üstün bir san
verdiği zaman; doğrudan kendisi yükselir, onur kazanır. Onun için Gaziantep
Üniversitesi, gözümüzde değer kazanmıştır. Başta Rektör Sayın Uğur Büğet
olmak üzere bütün yöneticilerini, öğretim üyelerini kutluyoruz.