Salah Birsel’in Davası
Ahmet Miskioğlu
TRT, 1990
yılında firmalara yaptırdığı izlenceler için, 11 Milyar 52
Milyon lira ödemede bulunmuştur. Çünkü TRT’nin kendi
olanaklarıyla ürettiği izlenceler, yayın süresini doldurmaya
yetmemektedir.Yeryüzünün bütün televizyon kuruluşları, kurum
dışı kaynaklardan yararlanmak zorunda kalıyor, yayın
sürelerini doldurabilmek için...
Bu bilgiyi, 26 Ocak
1991 günü gazetelerde Devlet Bakanı Mehmet Yazar’ın
açıklamasından alıyoruz. Hiçbir televizyon kurumu, bütün
yayın süresini kendi olanaklarıyla dolduramıyormuş. İster
istemez -kuşkusuz karşılığını ödeyerek- dolduramadığı yayın
süresini başkalarına doldurtacak.
Kurum dışına bol bol
ödemeler yapmış olan TRT, acaba yapıtların asıl
yaratıcılarının hakkını ödemiş midir?
Ne gezer!
Hakların ödenebilmesi
için, Türkiye’de insan haklarına saygı olması gerekir. Oysa
Türkiye, yalnızca bu açıdan baksak bile, çok geri kalmış bir
ülkedir. Güçlüler, güçlü firmalar haklarını alabilirler ama,
Türkiye’nin onuru olan, ulusun kıvanç duyduğu yaratımerleri
hak alamazlar... Onların hakkı verilmez. Nitekim “Salâh Bey
Tarihi”[i]
yazarı Salâh Birsel’in “Ah Beyoğlu, Vah Beyoğlu” adlı
yapıtını TRT alıp 13 bölümlük uzun bir dizi yapmış. İstediği
gibi, hem de izinsiz olarak kullanmış, ancak hakkını ödemeği
hiçbir zaman düşünmemiştir.
Bu durumda doğal olarak
mahkemeye başvurmak gerekiyor. 5846 sayılı yasa -ki 1983
yılında çıkarılmıştır- anayasaya aykırıdır. Bu yasanın 43.
maddesine göre TRT, yazarların ürünlerini izin almaksızın
dilediği gibi kullanmaktadır. 39. ve 43. maddeler, sanki
ülkemizin geri kalmışlığını kanıtlamak için hazırlanmış
maddelerdir. Onun için, bir TRT görevlisi “Sizin
yapıtınızı, izin vermeseniz de alır kullanırız” diyebiliyor.
Buna göre, yasanın tümüne karşı dava açmak durumu doğuyor.
Mahkemenin de bu maddeyi anayasaya aykırı bularak, Anayasa
Mahkemesi’ne sevketmesi gerekiyor.
Salâh Birsel’in işi
güç. Başı dertte bir yaratımerini yalnız bırakmamak gerek.
En azından, ona Türkiye Yazarlar Sendikası’nın avukatları
yardımcı olmalıdır. Türkiye Yazarlar Sendikası sürekli
destek vermelidir.
“Ah Beyoğlu, Vah
Beyoğlu”, TRT’de sözcüğü sözcüğüne çekilerek seyirciye
sunulmuştur. Ancak yapıtı yer yer bozdukları da görülüyor.
Söz gelimi adını değiştirip “Laf-ı Güzaf” yapmışlardır.
Bundan başka, İlhan Berk’in bir şiirine yer vererek, ozanın
adını da okumuşlar ama Salâh Birsel’in yapıtta bulunmayan
“Emirgan” adlı şiirini okudukları halde, kimin olduğunu
söylememişlerdir. Bu arada Samim Kocagöz, Sabahattin Kudret,
Naim Tirali, Sabahattin Batur’la da konuşmalar yapılmıştır.
Salâh Birsel, betiğinin
önsözünde şöyle der :
“... Bu kitap daha çok
da Beyoğlu kahvelerini dile getirir. “
Yeri üst
köşe olan ozanlar, ressamlar, gazeteciler, tiyatrocular,
demek isteriz ki güzel yazanlar, güzel konuşanlar, çok
varır, çok gelir.
Bu kitaba
bir edebiyat tarihi gözüyle bakılsa da yeridir.
Çünkü bu
kitapta, elden geldiğince, yazarların sanat anlayışlarından,
edebiyat dergilerinden ve şiir akımlarından da açılmıştır.
Unutulmaması gereken şey şudur: Kahveler tarihi, bir yerde,
edebiyat tarihinden başka bir şey değildir.
Bir başka
deyişle, bu kitap bir edebiyat kuşağının tarihidir. “
Salah
Birsel, “bir edebiyat kuşağının tarihi” diyor önsözde
yapıtına. Yani kendi kuşağı olan 1940 kuşağının tarihi...
TRT’nin
yayınlayıp da Salâh Birsel’in olduğunu söylemediği şiiri
aşağıya alarak son veriyorum.
EMİRGAN
Hepiniz
Emirgan’a koşacaksınız
Eylülde veya ekimde
Kurulup semaverlerin karşısına
Çay üstüne çay demleyeceksiniz
İş miş
unutulacak geride
Kendi eviniz gibi yayılacaksınız
Akşamlara dek çınar altında
Mısır da mısır yiyeceksiniz
Yok hiç
yolu yok baylar
Topunuz gülecek bayılacaksınız
Oturacak kalkacak
Nargile fokurdatacaksınız
[i] Salâh Bey
Tarihi; 1. Cilt: Kahveler Kitabı, 2.cilt: Ah Beyoğlu
Vah Beyoğlu, 3.cilt: Boğaziçi Şıngır Mıngır, 4.cilt:
Sergüzeşt-i Mono Bey ve Elmas Boğaziçi,
5.cilt:İstanbul-Paris.