İki ayın içinden
TYS GENEL BAŞKANI OKTAY AKBAL
Eylül ayında Türkiye Yazarlar Sendikası Genel Başkanı Oktay
Akbal, S.S.C.B'ne gitti. Moskova, Bakü vb. kentlerde
S.S.C.B. Yazarlar Birliği'nln konuğu kimliğiyle
incelemelerde bulundu. TYS adına Genel Başkan olarak
anlaşmalar imzalayan Oktay Akbal, Ekim ayında yurda döndü.
TRAJAN PETROVSKİ VE TÜRKİYE YAZARLAR SENDİKASI
Yugoslavya'nın tanınmış ozan ve yazarı Trajan Petrovski,
20'den çok yapıt yayımlamış ünlü bir addır yazın evreninde.
Makedonya Yazarlar Birliği'nin uzun yıllar yazmanlığını da
yapmış bulunan Petrovski, Yugoslavya’nın Makedonya
Cumhuriyetinde her yıl düzenlenen “Struga Şiir Akşamları”
adlı şiir şöleninin de yönetim kurulu başkanı idi bir
zamanlar.
Trajan Petrovski, bugün, Yugoslavya'nın Ankara Büyükelçiliği
görevinde bulunmaktadır.
Türkiye Yazarlar Sendikası Yönetim Kurulu; Sayın Büyükelçi
Trajan Petrovski ile 11 Ekim 1990 günü İstanbul'da öğle
yemeğinde birlikte oldu. Genel Başkan Oktay Akbal Moskova'da
bulunduğu için söyleşiye yalnız Hayati Azılyazıcı, Naim
Tirali, Tahir Özçelik, Özdemir İnce ve Ahmet Miskioğlu
katılabildi. Sayın Büyükelçi de beş kişilik dostluk grubuyla
birlikte onur vermişlerdi. Sayın eşleri Bayan Petrovski'den
başka İstanbul Üniversitesinde görevli Milovan Stefanovski
vardı söyleşide.
Büyükelçi, çok güzel bir konuşma yaparak Yugoslavya ile
Türkiye arasındaki tarihsel dostluğu vurguladı. İki ülkenin
birbirine ekinsel yakınlaşmasını yazarların karşılıklı ve
sürekli girişimlerinin gerçekleştirilebileceğini anımsattı.
Yapılan ikili anlaşmaların gerekli ortamı hazırlamış
bulunduğunu açıkladı.
Çevirmenliği Büyükelçiyle birlikte gelen Suat Engüttü
yapıyordu.
DİL DERNEĞİ ÖDÜLLERİ
Bilindiği gibi Dil Derneği Türkçenin bilim, sanat,
uygulayımbilim alanlarında ve her alanda her türlü kavramı
karşılayacak yolda gelişmesine emeği geçenlere Türk Dili
Onur ödülü vermektedir.
Bu yıl 58. Türk Dili Bayramı'nda onur ödülü alanlar: Melih
Cevdet Anday, Talip Apaydın, Samim Kocagöz, Cemil Yener,
Oktay Akbal, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Necati Cumalı, Güngör
Dilmen, Kerim Afşar...
Yaşamlarını yitirmiş bulunan Ceyhun Atuf Kansu'nun, Berke
Vardar’ın ve Yaşar Nabi Nayır'ın ödülleri de yakınlarına
sunulmuştur.
Geçen yıllarda Türk Dili Onur Ödülü sunulanlar şu adlardan
oluşuyor: Ord. Prof. Dr. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, Nadir
Nadi, Ömer Asım Aksoy, Aziz Nesin, Yekta Güngör Özden, Prof.
Dr. Şerafettin Turan, Cahit Külebi, Prof. Dr. Macit Gökberk,
Prof. Dr. Vecihe Hatipoğlu, Cevdet Kudret, Yaşar Kemal,
İlhan Selçuk, Sami Nami Özerdim, Prof. Dr. Fehmi Yavuz...
Yaşamlarını yitiren Türk Dili Onur Ödülü sahipleri de
şunlardı: Nurullah Ataç, A. Dilaçan, Prof. Dr. Akşit
Göktürk, Agah Sırrı Levent, Prof. Dr. Seha Meray, Prof. Dr.
Gündüz Akıncı, Dehri Dilçin, Tahsin Saraç...
YAZARLAR SAVAŞ İSTEMİYOR
Tarihin ve çağın bilincinde olan yüzlerce yazar,
yayımladıkları aşağıdaki bildirge ile savaşa karşı
olduklarını duyurdular:
Savaşa Hayır
1984 tarihli "Halkların Barış Hakkı Bildirgesi", barış
haklarının korunmasına, savaş tehdidinin ortadan
kaldırılmasına, anlaşmazlıkların barışçı yollarla
çözümlenmesi gerektiğine parmak basmıştır. Ve 1968 tarihli
"Savaş Suçlarına ve İnsanlığa Karşı Suçlara Zamanaşımının
Uygulanamazlığı Sözleşmesi" henüz yürürlüktedir.
Biz, tarihin ve çağının bilincinde olan yazarlar, savaşın
insan için çok aykırı ve yıkıcı, barışınsa insanlığa yakışır
ve kazandırıcı olduğunu biliyoruz. Bildiğimiz içinde de,
yaşarken, düşünme, yazma, sanat yapma haklarından doğan
iyiniyetlerle kamu oyunu uyarıyor, bütün demokrasi,
özgürlük, barış yanlılarını "SAVAŞA HAYIR" demeye
çağırıyoruz.
Bildirgeyi İmzalayanlardan bazıları:
Salim Şengil, Tahir Özçelik, Birol Keskin, Öner Yağcı, Adnan
Özyalçıner, Hayati Asılyazıcı, Şükran Kurdakul, Demirtaş
Ceyhun, Zihni Anadolu, Cengiz Bektaş, Tektaş Ağaoğlu, Orhan
Ural, Ahmet Miskioğlu, Ahmet Köksal, Halim Uğurlu; Nezihi
Gülcoğlu, Ali Yüce, Lütfiye Aydın, Özcan Yalım Özoğlu, Ali
Balkız, Ahmet Say, Metin Altıok, Remzi İnanç, Tahsin Yılmaz,
Mustafa Kademoğlu, Osman Gürel, Ahmet Telli, Murtaza Vural,
Behçet Aysan, Uğur Kaynak, Ahmet Kahraman, Şükran Kozalı,
Celâl Başlangıç, Ferda
Güley, Rasim Korcan, Reha İsvan, Attila Şenkan, İlter
Sağırboy, Sevgi Özal, Şerafettin Turan, Hüseyin Atabaş,
Necati Güngör, Vedat Günyol, Mehmet Başaran, Alpay Kabacalı,
İlhan Selçuk, Haşim Şahin, Talat Halman, Leyla Göksel, İsmet
Kemal Karadayı, Hasan Kıyafet, Haşim Biçer, Pervin Tar,
Perran Kutman, Gönül Yazar, Gülrüz Sururi, Esin Afşar,
Tevfik Akdağ.
MEHRİZAT’IN ÇALIŞMALARl
Dergimizin yazarlarından Mehrizat, Fransa'da idi. Ağustos
sonlarından Eylül sonlarına değin orada kaldı.
Fransız dilinde yüksek düzeyde eğitim yapan öğreticiler,
Avrupa'nın her yerinden (İtalya, Fransa, ispanya, Almanya,
İngiltere, Yunanistan, Türkiye) Besançon'a özel çağrılı
olarak gittiler. Mehrizat da özel çağrılılar arasında
bulunuyordu.
Besançon Akademisi ile Franche-Comte Üniversitesinin
işbirliğiyle düzenlenen bir eğitim semineri... Düşünce
üretimini hızlandırmak; eğitim alanında uluslararası düzeyde
temel bir dayanışmaya öncülük etmek; gençlerin demokratik
hakları; ailelere düşen görevler, öğreticilerin
sorumlulukları ve benzeri konular işlendi.
Mehrizat, Besançon'dan Paris’e geçti. Orada da
incelemelerini sürdürdükten sonra, İstanbul'a, görev yeri
olan Marmara Üniversitesi’ne döndü.
DÜŞÜNCEYE SAYGI YÜRÜYÜŞÜ
Bahriye Üçok anısına yürüyüş
Evine gönderilen bombalı paketle öldürülen Bahriye Üçok'un
anısına 13.10.1990 günü düşünceye saygı yürüyüşü yapıldı.
Yirmi altı, yirmi yedi derneğin desteklediği yürüyüşe on
binden çok insan katıldı. "Laik ve demokratik bir Türkiye
için el ele" ve "Hukuka saygılıyız, şiddete karşıyız"
duyurumlukları (pankartları) taşınıyordu. Şişli Çağlayan
alanından "Abide-i Hürriyet" anıtına değin yapılan yürüyüş,
çok sayıda çelik kuvvet görevlisince sarılmıştı.
Basın toplantısı
Bir gün önce, 12.10.1990'da Türkiye Barolar Birliği Başkanı
Önder Sav, Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Başkanı
Teoman Alptürk, Türk Tabibler Birliği Başkanı Selim Ölçer,
Türk Eczacılar Birliği Başkanı Metin Tanker, Türk Veteriner
Hekimleri Birliği Başkanı Yücel Akıncı, Türk Diş Hekimleri
Birliği Başkanı Yılmaz Bilgin birlikte bir toplantı yaparak
laiklik Üstüne ortak bir açıklama yaptılar. Şu görüşlere de
yer verdiler: "Şeriatın gözünde ikinci sınıf bir yaratık,
yarım insan diye nitelenen, horlanan, aşağılanan
kadınlarımızı çağdaşlığa kavuşturan ilkenin laiklik olduğunu
unutmuş görünenlere ve küçük oy hesaplarına kendini
kaptırmış olanlara Türkiye Cumhuriyeti'nin temelinin
sarsılmakta olduğunu hatırlatmak isteriz. Devletin görevini
yapamayışı, yetkililerin sorumluluktan uzak, vurdumduymaz
tutumları, bizlerin demokratik laik cumhuriyete sahip çıkma
görevimizi körletemez, aksine daha da bilinçlendirir,
güçlendirir. Sorumlular da artık sade vatandaş gibi olayları
kınamayı ve seyirci kalmayı bir kenara bırakıp demokratik
laik cumhuriyete sahip çıkmalıdırlar, yoksa çok kıymetli
zaman geçmektedir. Laik, çağdaş ülkemiz sonu gelmeyecek iç
çatışmaların kucağına itilmek üzeredir.
Bahriye Üçok'un Yazanağı
Doç. Dr. Bahriye Üçok, öldürülmeden önce hazırlamış olduğu
yazanakta (raporda) şu açıklamalara da yer vermişti:
"Okullarda zorunlu din dersi koymak, Atatürk'ün bütün
yeniliklerine karşı cihat çağrılarıyla halkı ayaklandırmaya
özendirmek, laiklikle bağdaşmadığı halde islam misyoner
teşkilatı kurmak, islam ülkeleri ile Türkiye'nin savunmada
birleşmesini ve bunda Türkiye'nin aktif rol almasını
istemek, kızların okumasının fuhuşa neden olacağını ileri
sürmek, bir din sınıfı yaratmak amacına yönelik olarak
kıyafet yönetmeliği getirmek, devlet dairelerinin mesai
saatlerini namaz vakitlerine göre düzenlemek, din
derslerinin üniversitelerde yaygınlaştırılmasını istemek ve
bunun gibi daha birçok irtica tohumları içeren oluşumlar
Türkiye'nin siyasal yaşamında yer almış bulunmaktadır.
"Bu saydığım gerici oluşumların birçoğu ne yazık ki,
yasalarda ya da kararnamelerle mesnetsiz olarak, yani kanun
maddesi olmaksızın (Anayasa Mahkemesi tarafından iptal
edildiği için) çıkarılan kararnamelerle
gerçekleştirilmiştir. 1982’den sonra dinsel kökenli çabalar
anayasalaşmıştır. Zorunlu din derslerinin anayasaya girmesi
gibi.
"... Dış mihrakların Türkiye’yi içine düşürmek istedikleri
uçurumu hepimiz biliyoruz. Bunu tabanın da bilmesi gereğine
inanıyorum. Bugün yapılacak iş, her şeyden önce gerçekleri
tabanın bilincine indirmek, bu konuda tabiri caiz ise bir
seferberlik yapmaktır. Bu da bize düşer. Bunu iktidardan
bekleyemeyiz. Bu durumca Türkiye'nin yarınlarını düşünmek
zorundayız. Sunduğum bu örneklerin hepsi belgelere
dayanmaktadır."
YAZAR-ÇİZERLERİN PERŞEMBE TOPLANTILARI
Türk Dili Dergisi'nin Temmuz 1987 sayısında
Yazarlar-Çizerler başlıklı yazıda şöyle açıklama yapılır:
"Mart 1981 'de yayımlanan 2. Papirüs seçki betiğinde
kadıköy'deki "Elif Kıraathanesi’nin eski "Merkez" günlerini
anımsatan bir canlılıkta olduğu her kuşaktan sanatçıyla
karşılaşıldığı belirtilir, adları açıklanır:
llhami Bekir, S. Kudret Aksal, Suavi Koçer, Tarık Buğra,
Tevfik Akdağ, Behzat Ay, Vedat Üretürk, Ercüment Uçarı, Uğur
Ünal, Ahmet Miskioğlu, Güner Somtürk, İlker Akçay, Osman
Serhat, Nurullah Can, Eray Canberk, Aydın Hatipoğlu, Haşim
Çatış... Ve arada bir tavla oynamaya gelen Dağlarca...
Geçen beş altı yıl içinde değişiklikler oldu. Elif oteli ve
kıraathanesi yıkıldı. Eski "Merkez Kıraathanesi" büyük
başkalaşım geçirerek "Vagon" adıyla açıldı. Andığımız her
kuşaktan sanatçı artık "Vagon"da buluşuyorlar. Yukarıda
andığımız adlara her kuşaktan yeni adlar katıldı:
Günel Altıntaş, Enver Ercan, Turgay Kantürk, Halim Uğurlu,
Cihat Burak, Arif Damar, Turhan Aytul, Turgut Tanyol, Mehmet
Müfit, Engin Turgut ve Londra'dan her gelişinde Feyyaz
Kayacan.
Geçen zaman içinde yalnız bir kez ya da birkaç kez
uğrayanlar var: Naim Tirali, Sami Karaören, Bedia Akarsu,
Mehmet Fuat, Refik Durbaş, Türkolog Tevfik Melikov, Türkolog
Miryana Teodosyeviç, Sait Maden...
Kadıköy'de yazarların “Vagon"da buluştuklarını öğrenen
yazınseverier, yazar-çizerleri görmek üzere Vagon'u
dolduruyorlar. Bu kez de yazar-çizerlere, ozanlara oturacak
yer kalmıyor. Cemal Süreya bir gün şöyle yakındı: "Ben bir
masaya oturdum mu, tanımadığım kişiler yanıma geliyor,
arkadaşlarıma yer kalmıyor.” Yetkililer, Türk dilini
Osmanlıcalaştırma çabası verirken, güzelim Türkçe sözcükleri
yasaklarken yazar-çizerlerin bu tür güçlüklerini mi görecek.
Son sıralarda, Vagon'daki yazar-çizer yoğunluğu sürmekle
birlikte Kadıköy'ün Bostancı çay bahçelerine de gidildiği
gözlemlenmektedir. Kimileri de Moda çay bahçesi'nde
görülüyor.
Geçen dört beş yıl içinde değişmeler-gelişmeler oldu.
"Bostancı çay bahçelerine de gidildiği görülmektedir."
denildiği gibi yazar-çizer yoğunluğunun Bostancıya kaydığı
görülüyor.
Başını Salâh Birsel’le Sabahattin Kudret Aksal'ın çektiği
yazarlar, dört beş yıldan beri Bostancı’da İstasyon Çay
Bahçesi’ni, Hatay Restaurant’ı, Çağlayan Kahvesi'ni ve en
son da Emre Kültür Merkezi'ni kendilerine sığınak seçtiler.
Biri olmazsa öbüründe buluşma olanağını elde ediyorlar,
haberleşerek, telefon zinciri kurarak.
Salâh Birsel, Sabahattin Kudret Aksal, Ahmet Miskioğlu,
Behzat Ay, Alp Kuran öncü çekirdeği oluşturdular. Ozei
çalışmalarının el verdiği ölçüde sık sık buluştular.
Ardından Ercüment Uçarı, Halim Uğurlu, Barlas Özarıkça,
Ahmet Köksal, Muzaffer Uyguner, Müslim Çelik, Mehmet
Saçlıoğlu, Etem Ütük, Ercan Özgür katıldı...
İlk Emre Kültür Merkezi'ne gidiş şöyle oldu: 2 Kasım 1989
günü Çağlayan Kahvesi'nde Salâh Birsel, Sami Karaören,
Sabahattin Kudret Aksal, Ahmet Miskioğlu, Halim Uğurlu,
Barlas Özarıkça, Müslim Çelik, Behzat Ay, Alp Kuran söyleşi
yaparken; Emre Kültür Merkezi'nin yöneticisi Halûk Esin
Hatay Restaurant yöneticilerinden Mehmet Ali ile birlikte
gelerek öneriyi patlattılar... "Şöyle güzeldir efendim,
orası böyle güzeldir efendim..."; "Siz onur konuğumuz
olacaksınız buyurun lütfen!"
Görüldü, beğenildi, sürekli gidilmeye başlandı Emre’ye;
ancak, eski yerler de bırakılmayarak... Toplantı ve
söyleşilere katılan, kimisi her söyleşiye katılan, kimisi
bir ya da iki kez gelen-yazar-çizerlerin bazıları:
Salâh Birsel, Sabahattin Kudret Aksal, Ahmet Miskioğlu,
Behzat Ay, Alp Kuran, Ercüment Uçarı, Bartas Özarıkça, Halim
Uğurlu, Ahmet Köksal, Muzaffer Uyguner, Naim Tirali, Sami
Karaören, Sabahattin Batur,Etem Ütük, Müslim Çelik, Turhan
Selen, Necati Tosuner, Ercan Özgür, Melisa Gürpınar, Halil
İbrahim Bahar, Mehrizat Poyraz, Novhiz Tanyeli, Mustafa
Öneş, Nevzat Odyakmaz, Osman Şahin, Mahir Ünlü, Mehmet
Başaran, Mehmet Saçlıoğlu, Osman Numan Baranus, Nuri Ertem,
Haluk Esin, Nezihi Güllüoğlu, Hakkı Özkan.
Dergimizin bu sayısında Melisa Gürpınar’ın kaleminden
yapılan söyleşilerden birini
okuyabilirsiniz.
ARAT OVALI