Ana sayfaya dönmek için tıklayınız.

başyazı
iki ayın içinden
öyküler
yapıtlar yazarlar
Alıntılar
çiçek yağmuru yapıtlar
günlük
 
 
yazarlar
künye
arşiv
iletişim

 

            İki ayın içinden

 

ORHAN VELİ PARKI

Beykoz Belediyesince Beykoz-Kavacık’ta "Orhan Veli Parkı" açıldı. Türkiye Yazarlar Sendikası'yla Beykoz Belediyesi’nin birlikte düzenlediği törende Beykoz Belediye Başkanı Şevket Arıkan ile Büyükşehir Belediye Başkanı Nurettin Sözen birer konuşma yaptılar.

39 dönümlük Orhan Veli Parkı'nda 250 tane yüzyıllık ağaç bulunuyor. Yüzyıllık ağaçlardan üç tanesine Orhan Veli, Melih Cevdet ve Oktay Rıfat plakaları asıldı.

DÜŞÜNCEYE ÖZGÜRLÜK YÜRÜYÜŞÜ

29.6.1990 günü düşünceye özgürlük yürüyüşü yapıldı.

Sayıları 300’e ulaşan yazarlar, ilk kez kendiliklerinden bir araya gelerek Türkiye Yazarlar Sendikası'yla PEN Uluslararası Yazarlar Biriiği'nin de desteğiyle özgürlük yürüyüşünü gerçekleştirdiler. Sinema sanatçılarının, oyun yazarlarının, gazetecilerin, dergi yöneticilerinin, işitsel ve görsel sanat erlerinin, ozanların, yayıncıların katıldığı yürüyüş; Çağlayan top alanından başlatılarak “Abide-i Hürriyet Tepesi”nde anlamlı bir biçimde bitirildi.

Yazarlar, şu yazılar bulunan duyurumluklar (pankartlar) taşıdılar:

"Düşünceye özgürlük", "Bütün düşünce suçlarına özgürlük", "Düşünce özgürlüğünün önündeki bütün engeller kalksın" Kanun diye, kanun diye, kanun tepelendi -Tevfik Fikret", "Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine", "Sansür ve sürgün kararnameleri kalksın", "Son kişi özgür olana kadar."

Yürüyüşten önce ve yürüyüş süresince başka çevrelerden yürüyüşe katılmak isteyenlerle önceden bildirilmiş duyurumluklardan (pankartlardan) başka duyurumluk (pankart) taşımak isteyenlere Düzenleme Yarkurulu başkanı Şükran Kurdakul'ca izin verilmedi. "Abide-i Hürriyet Tepesi"ne ulaşıldığında, özgürlük anıtının bahçe kapısının zincirle bağlanıp kilitlenmiş olduğu görüldü. Şakacı birisi, "Arkadaşlar, özgürlük anıtını da zincire vurmuşlar, çiçekleri kapıya bırakalım" diye seslendi.

Aralarında 83 yaşındaki Cevdet Kudret’le 78 yaşındaki Vedat Günyol’un da bulunduğu yazarlar, alkış tutarak yürüyüşlerini sona erdirdiler.

Düzenleme Yarkurulu Başkanı Şükran Kurdakul, bunun başlangıç olduğunu, Açıkhava Tiyatrosu’nda bir toplantı gerçekleştirmek istediklerini açıkladı.

Öğretim Üyeleri Derneği Kuruldu

22.6.1990 günü Öğretim Üyeleri Derneği, İstanbul'da resmen kuruldu. Geçici Yönetim Kurulu Üyelerini şu adlar oluşturuyor: İ.Ü. Tıp Fak. Öğ. Üy. Prof. Dr. Coşkun Özdemir (başkan), İ.Ü.Tıp Fak. Öğ. Üy. Prof. Dr. Türkân Saylan (Bask. Yrd.) İ.Ü. Siyasal Bil. Fak. Öğ. Üy. Prof. Dr. Burhan Şenatalay (Genel Sekreter), İ.Ü. Ik. Fak. Öğ. Üy. Prof. Dr. Nihat Falay (sayman), İ.T.Ü. Uçak ve Uzay Bilimleri Fak. Öğ. Üy. Prof. Dr. Eren Omay (Üye), Yıldız Ü. Mühendislik Fak. Öğ. Üy. Prof. Dr. Aydan Alkış (Üye), Marmara Ü.G.S. Fak. Öğ. Üy. Atilla Ergür (Üye) Basın toplantısı düzenliyerek kamuoyuna şu açıklamaları yaptılar:

"Üniversitelerin hiç de iç açıcı bir durumda olmadıkları tesbitini yaptık. Yıllarca süren YÖK düzeni, üniversitelerde ciddi kayıplara yol açtı. Üniversiteler için bir çıkış yolu aramaya çalıştık. Örgütlenmek YÖK düzeni ile ilgili çözümler aramak istiyorduk. Bundan başka bir yasa taslağı hazırlamak.",.. "Çağdaş, üretken, özerk, demokratik bir üniversite düzeninin gerçekleştirilmesi, öğretim elemanlarının her türlü akademik, ekonomik ve özlük haklarının korunması, meslek sorunlarının çözümlenmesi amacımızdır."

"... YÖK sistemini ve 1402 uygulamasını protesto ederek ayrılanların üniversitelere dönüslerini sağlamak için çaba harcamak yönetim hizmetlerinde ve akademik kadroda yer alan personelin maaşlarının yükseltilmesi, sonbaharda yükseköğretim sistemi konusunda sempozyum düzenlemek, YÖK ve alternatif modeller üzerinde bir kitap yayımlamak ele alacağımız konuların birkaçı..."

Bir soru üzerine şöyle açıklama yapıldı: "Turgut Özal’ın cumhurbaşkanı seçilmesi, toplumun geniş kesimlerince tepki görmüş benimsenmemiş, onaylanmamıştır. Fahri doktor unvanı vermek, Özal’ın tartışmalı durumuna dolaylı destek vermek anlamına gelir. İkinci yanlışlık da görevde bulunan cumhurbaşkanı, başbakan ya da bakanlara bu unvanın verilmesi sakıncalıdır." "... Özal'a fahri doktor unvanı verilmesi üniversitenin kararı değildir. Senato, üniversiteyi hiçe sayarak vermiştir. Onaylamaya imkân yoktur. Bu unvanı daha önce Ziya Ül Hak, Elena Çavuşesku da almıştır. Hodri Meydan programındaki konuşmalarından da iyice anlaşıldı ki bilimsel kavramlar hakkında Özal’ın hiçbir bilgisi yoktur."

Öğretim Üyeleri Derneği'nin kuruluşunu kutluyoruz.

 

BİRLİĞE ÇAĞRI

Atatürkçü Düşünce Derneği, temmuz ayında yayımladığı altı sayfalık bildiride yurttaşlara şöyle sesleniyor:

"1 - Yurdun bütünlüğü, ulusun bağımsızlığı, laik cumhuriyetin geleceği tehlikededir.

2 - Siyasal iktidar, iflas etmiş 'devlet ve hükümet anlayışı', aciz, niteliksiz, 'eyyamcı' kadrosu ve gerçeklerden uzak olan, olayların gerisinde kalan 'idare-i maslahatçı' programı ile üzerine aldığı sorumluluğun gereklerini yerine getirecek niyet ve karara sahip değildir.

3 - Lider kadrolarından, yapılarından ve programlarından yansıyan özgül nitelikleri dolayısıyla uyumlu ortak davranışlar içine giremeyen ve girecek gibi de görünmeyen muhalefet, yeterince etkili olamamaktadır.

4 - Çoğu basın ve parlamento dışı baskı grupları, düşünsel ve tinsel alanlarda görüş, ilgi ve kaygılarının çok değişik olması nedeniyle ulaşamadıklarından, kamuoyu oluşturma ve yönlendirme misyonlarını gerektiği gibi yerine getirememektedirler.

5 - YÖK denen kurumun varlığında, veba salgınına uğramış gibi tükenip edilginleşen üniversite, bilimin ve özgür düşüncenin ortağı olarak toplumu aydınlatma işlevini görememektedir.

6 -Ülkeyi şeriat uçurumuna düşmekten ve uydulaşmaktan Atatürkçü çaba ve karar kurtarabilir. Bunun için Atatürkçü güçbirliğini etken ve Atatürkçü istenci Egemen kılmak gerekir. Atatürkçü güçler için zaman yitirmeden, yasal çizgiler içinde birleşip amaç yönünde yürekli, dirençli, özverili, uyumlu ve uygar bir savaşıma atılmak kaçınılmaz bir görev olmuştur."

"... Gerçekte her biri bir vatana ihanet suçu niteliğinde olan bu anti-laik tutum ve davranışları, kimden ve nereden gelirse gelsin göğüslemek, şeriat düzeninin getirilmesi ve uydulaşmanın sağlanması yolunda gösterilen çabaları ve denenen ilkel uygulamaları kamuoyuna anlatmak, yargı organlarına duyurmak ve önlemek için yasal çerçevede her olanağa başvurularak savaşım verilmelidir. Atatürk'ün yapıtını, ilkelerini, düşüncesini benimseyip savunan her dernek, tüm özel ve tüzel kişiler dayanışmaya girmeli ve güçbirliği etmelidir."

 

AZİZ NESİN’İN DAVASI

Bilindiği gibi eski Cumhurbaşkanı Kenan Evren, "Aydınlar Dilekçesi" dolayısiyle dilekçeyi imzalayanlara "vatan haini" demişti. Aziz Nesin bu nedenle Cumhurbaşkanı'na 500 bin 1 lira “tazminat” davası açmış ama bu dava reddedilmişti.

Aziz Nesin yeniden, bu kez 2 milyon 100 bin liralık "tazminat" davası açtı.
Aziz Nesin'in avukatı Emin Değer, "Bir cumhurbaşkanı eğer bir ülkede, sadece dilekçe hakkını kullandıkları için kimilerine “vatan haini” diyebiliyorsa ve bu sözler, onun ile ilgili ve görevi dolayısıyla söylenebilecek sözler olarak görülüyorsa, o ülke için demokrasi bir aldatmaca, bir oyun olmaktan öte gidemez. Kenan Evren'in sorumsuzluk, zamanaşımı gibi zırhların ardına geçmeyerek bu sözlerini yüreklilikle kabul etmesini istiyoruz. Kimse kimseye ‘vatan haini' diyemez; onurlu ve çağdaş insan olarak bunun hesabını soruyoruz" dedi.

Evren'in avukatı da cumhurbaşkanının "sorumsuzluk" kuralının mahkemeyi bağladığını belirterek davanın reddini istedi. Aziz Nesinin davası 19.6.1990'da ikinci kez reddedildi.

YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN

Yüreklerimize su serpti

Anayasa Mahkemesi Başkanı V. sayın Yekta Güngör Özden, kaygı içinde bulunan birçok kişinin yüreğine su serpti; Cumhuriyet gazetesinin bir sorusunu 28.7.1990 günü şöyle yanıtladı:

"Cumhuriyetin temel niteliklerini yıkmaya ve demokrasiyi yozlaştırmaya kimsenin gücü yetmeyecektir. Kimse anayasının dışında ve üstünde değildir. Yasal yetkilerini ve konumunu aşan özlemlere kapılanlara kimse aldanmamalıdır. Anayasa Mahkemesi kararları kesin olup yasama, yürütme ve yargı organları ile yönetim makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar. Bunların dışında kalanları bağlamaz. Cumhurbaşkanları da, Anayasa Mahkemesi kararlarına saygı göstermek, hatta sık sık gözden geçirmelerinde yarar olan antlarına bağlılık gereği hukukun üstünlüğünü savunarak herkese örnek olmak zorundadırlar. Daha mahkeme kararı belli olmadan gözdağı verir ya da kararları tanımayacakmış gibi konuşmak her şeyden önce ciddiyetle bağdaşmaz. Siyasal partilerden gelen cumhurbaşkanları partili gibi düşünseler de partili gibi davranamazlar. Bir kez ölçü kaçırılmaya görsün aykırılık ve çelişki hızlanır... Kimsenin dediği değil, hukukun ve anayasanın dediği olur. Herkes, anayasayı yorumlamaya yetkili Anayasa Mahkemesine güvenmelidir. Vatanperverlik kimsenin tekelinde olmadığı gibi, yargı erki de kimsenin egemenliğinde değildir ve asla ödün verrnez, asla esir alınamaz."

DİL DERNEĞİ ETKİNLİKLERİ

29-30 Eylül 1990 günlerinde Dil Derneği'nce Ankara'da düzenlenen dilbilim kurultayı...

İki gün süren kurultayda dilbilimin çeşitli alanlarıyla ilgili bildiriler. İkinci günün öğleden sonraki oturumunda "anadili öğretimi", "yabancı dille öğretim" konularında tartışmalar.

Ankara dışından gelen konuklar, kalacak yerlerini kendileri sağlıyor.

ARAT OVALI

 

 

 


 www.turkdilidergisi.com   -   2000-2007