ALIŞMAK
Mehmet Salihoğlu
İnsanın bir şeye alışması, yaşamını sürdürmesinin
koşullarındandır dersek; pek de yanlış bir söz etmiş olmayız
sanırım. Gelgelelim, alışmanın birbirine karşıt iki yüzü
var. Biri, her canlı yaratık gibi, insanın da içerisinde
bulunduğu çevrenin, fiziksel, özdeksel koşullarına;
denilebilir ki, dirimbilimsel uyum sağlaması anlamına gelir
ki, bu anlamdaki alışmanın bile, belli ölçüler ve orantılar
içinde kalması gerekir; benliğini kişiliğini ve soyunu
koruyarak sürdürmesi için insanoğlu!..
Alışmanın, bu anlamına karşıt olan ikinci anlamı ise,
insanın çevresel koşullara boyun eğmeden, ama onları kendi
düşüncelerine, duygularına ve isteklerine göre değiştirerek
istenen uyumu sağlamaya çalışmasıdır. Alışmanın birinci
yüzünde yer alanlar, edilgin, sürüklenen, tutucu insanlardır
daha çok ikinci yüzünde yer alanlar ise, etkin, devrimci,
ileriye götürücü insanlardır çoğunlukla. Yaratıcı,
geliştirici insanlardır!..
Zamanımızda bazı insanlar türemiştir. İşin en acıklı yanı,
bu insanlar, bazı toplumsal sarsıntılardan kurnazca ve
yüzsüzce, kural dışı ve kural içi bir takım yöntemlerle,
kendileri için olağan koşullar içinde birer düş olan yetki
ve sorumluluk katlarını ele geçirdikten sonra, karşımiza
geçip nerdeyse kamu vicdanını ve sabrını çatlatırcasına ve
nice uyarılara arka çevirerek, görülmemiş bir pişkinlik ve
yılışıklıkla: «Alışırsınız alışırsınız!» demeleri,
diyebilmeleridir bize. Ah ne yazık!
Bilmiyorlar ki onlara ve yaptıklarına alışmak, özünü ve
çıkarını, toplumun ve ulusun yararına önöne geçirmektir.
Onlara alışmak, karanlığa, ışıksızlığa alışmaktır. Onlara
alışmak, yasaların, insan haklarına aykırı yönlerine ve
yerlerine alışmaktır ve yasalara aykırı, keyfince yaşamaya
alışmaktır. Onlara alışmak, ahlâk ve demokrasi kurallarını
yüssüzce, korkusuzca çiğnemeğe alışmaktır. Ve en kötüsü,
onlara alışmak bize çağ değil, çağlar atlatmış olan büyük
ATATÜRK'ün yörüngesinden çıkmak, karanlığa yuvarlanmaktır.
Hayır baylar, size asla alışmayacağız, bilesiniz.