Ana sayfaya dönmek için tıklayınız.

başyazı
iki ayın içinden
öyküler
yapıtlar yazarlar
Alıntılar
çiçek yağmuru yapıtlar
günlük
 
 
yazarlar
künye
arşiv
iletişim

 

GEZİ

 

YEDİ KOCALI   BALTIK I..

 

Beki Bardavid

 

Leningrad'ın, belki de tüm Rusya'nın 'Riviera'sını sorsalar, hiç düşünmeden ‘Baltık’ diye yanıt verilebilir, ısı -50 bile olsa. Sıfırın altında elli... Üstelik, “Baltık Denizi” demek gerekmiyor, çünkü 'denizliliği' en son işlevidir Baltık'ın.

 

Baltık, sonsuz ve uçsuz, bucaksız bir alan, bir ova, bir yayla, gözalabildiğince bir aklık, bir apaklıktır. Üstünde turlamak bir neşe, bir sağlık kaynağıdır. Yanaklar öylesine kızarır, öylesine kızarır ki, birazdan yanak var mı yok mu hissedilmez olur. İnsan, sevdiğini koluna takıp, el, parmak, burun, çene, hiçbirinin varlığı duyulmadan bol bol gezinebilir. Baltık'ın ikinci ve en önemli işlevi alışveriştir. Baltık, bir alışveriş odağıdır. Ne aranırsa bulunur, derde deva votka bile, özellikle votka. Votka'nın her markası. —Smirnoff—, siyah havyar, kırmızı havyar, ton balığı, deniz ürünleri hem de kutu kutu ve kalpaklar. Varsa yoksa kalpaklar, her kürkten, her renkten, her biçimden, kulaklı kulaksız, tüylü tüysüz,... Evde başta varsa, mutlaka bir tane daha almak gerekiyor, ya kendine, ya bir dosta. Ancak pazarlık zorunludur, çünkü her şey dörtdebirine alınabilir, biline.

 

Yine de en önemlisi Baltık'taki bankalardır, ayaklı bankalar. Gezginin yanıbaşına hemencecik birileri süzülüverir. Kulağa birşeyler fısıldıyor: 'change... change... do you have dollars,... do you want rubles...

— Kaça kardeşim?

— Ten... ;

— Daha neler... biz üçgündür burdayız... bizi çaylak mı sandın... dün onikiden... Bir pazarlık - bir pazarlık, en sonunda iki yanın özverisi ile herkes hoşnut ayrılır birbirinden. Birinin cebinde 'yeşiller', gezginde ise bir tomar ruble, harca harca bitmez. Ülkeden ayrılmadan önce artanlar dağıtılacak nasılsa, garsona, komiye veya otel hizmetlilerine.

 

İnanmayacaksınız ama Baltık denizine uçak iner, hem de en-kocaman. Skileriniz yanınızda ise, kaya kaya Leningrad'a varırsınız, yani Baltık'a şöyle deniyor: 'Baltık Hava Limanı'.

 

Ve böylece insan ayrılır Baltık'tan kutlu ve mutlu, çanta dopdolu havyarlarla her renkten, başta bir kalpak, sıcacık ve kulaklar korunmuş olarak. Çok ender de olsa, Baltık, deniz olarak kullanılıyormuş. Hem gemiler yanaşıyormuş o zaman, hem de balık avlanıyormuş. Ancak bir araç gerek, buzu kırıp, yapılan delikte tünemek için, tıpkı Boğaz'da olduğu gibi ya da Adalar'da. Capcanlı balıklarla dönülüyormuş eve.

 

Sevgilisinden ayrılan, Baltık'ta tur atar, yenisini bulmak için. Nadyalar, Tamara'lar, Galina’lar, Nataşa'lar... tümü orada. Petro'lar, Sergiev'ler, Anton'lar, Pavel'ler de geliyor aynı yere, tıpkı Bağdat caddesi gibi, ya da eski Beyoğlu. Sonrada sevgilisini ayarlayan, bir sakin köşe bulup, uzanı uzanıveriyormuş azıcık sevişmek İçin.

 

Şimdi de, dediler ki, Baltık'ta bir kürsü yerleşmiş. Her canı isteyen o kürsüye çıkıp söylev çekiyormuş. Açıklık ve yeniden yapılanma başlayalı beri böyle imiş artık. Adı da 'Baltık Park'a çıkmış Baltık'ın.

Yani, Baltık'ın işi güç. Gözünü seveyim Baltık.


 www.turkdilidergisi.com   -   2000-2007