Ana sayfaya dönmek için tıklayınız.

başyazı
iki ayın içinden
öyküler
yapıtlar yazarlar
Alıntılar
çiçek yağmuru yapıtlar
günlük
 
 
yazarlar
künye
arşiv
iletişim
iki ayın içinden


TÜRKİYE YAZARLAR  SENDİKASI



 

Türkiye Yazarlar Sendikası, birçok kez engellemelere uğramış olmakla birlikte coşkusunu ve etkinliğini sürdürmektedir. Hiçbir devlet yardımı olmaksızın, hiçbir devlet desteği olmaksızın yöneticilerinin ve üyelerinin özverileriyle sürdürmektedir.

 

TYS'nin 15. Yılı

 

Türkiye Yazarlar Sendikası kuruluşunun 15. yılını Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda düzenlediği toplantıyla kutladı. 28 Aralık 1989 saat 20.00-24.00'te gerçekleştirilen toplantının açış konuşmasını TYS Genel Başkanı Oktay Akbal yaptı. «Sözlü Kültürden Yazılı Kültüre» konulu, Ali Sirmen'in yönettiği söyleşiye Melih Cevdet Anday, İlhan Selçuk, Demir Özlü konuşmacı olarak katıldı. Ayrıca eski Genel Başkan Aziz Nesin ile Müjdat Gezen de bir söyleşi yaptı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Nurettin Sözen'in onur konuğu olduğu senliğe Rahmi Saltuk. Sezen Aksu, Genco Erkal, Savaş Dinçel, Timur Selçuk da katıldılar.

 

Ustalarımızla Birlikte

 

Türkiye Yazarlar Sendikası, «Ustalarımızla Birlikte» adını verdiği bir izlence düzenledi. Yazınımıza ve dilimize emek veren ustalar için on beş günde bir tören yapılacak. Birincisi, Ustalarımızla Birlikte -1 CEVDET KUDRET (1907) VE EDEBİYATIMIZDA YEDİ MEŞALECİLER; 12.2.1990 saat 18.30' da da Karaca Tiyatrosu'nda gerçekleşti.

 

Ustalarımızla Birlikte -2 BURHAN ARPAD (1910) 26.2.1990 günü, Ustalarımızla Birikte -3 RIFAT İLGAZ (1911) 12.3.1990'da, Ustalarımızla Birlikte - 4 VEDAT GÜNYOL (1912) 26.3.1990'da gerçekleşiyor...

 

Ustalarımızla Birlikte toplantıları, gelecek aylarda da Fazıl Hüsnü Dağlarca (1914), Melih Cevdet Anday (1915) Peride Celal (1915), İlhan Berk (1916). Samim Kocagöz (1916), Cahit Külebi (1917) ile de kendilerinden izin alınarak sürdürülecek.



 

TÜRKİYE FELSEFE KURUMU

 

Bilindiği gibi, Cumhuriyetin kuruluşundan beri liselerde uzaybilim (astronomi - kozmoğrafya) ve felsefe dersleri okutulurdu. Her düşünen kafada, her öğrenen kafada bir suçlu bulunduğu görüşüne dayanan bir «sivri akıllı» yetkilinin etkisiyle bu çağdaş konular liselerden kaldırıldı. Onların yerini imamlık - hatiplik, din - iman -peygamber dersleriyle doldurdular. Bu durumda, doğal olarak «Türkiye Felsefe Kurumu» daha da bir önem kazanıyor.

 

25, 26 Aralık 1989 günlerinde, kuruluşunun 15. yılı dolayısıyla Türkiye Felsefe Kurumu «Cumhuriyet Türkiye’sinde Felsefe» konulu bir açık oturumu Harbiye Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu'nda gerçekleştirdi. Konuşmacılar arasında Prof. Dr. Bedia Akarsu'nun, Prof. Dr. Niyazi Ökten'in, Dr. Füsun Akatlı'nın, Prof. Dr. İonna Kuçuradi'nin, Yekta Güngör Özden'in, Dr. Şafak Vural'ın, Arslan Kaynardağ'ın bulunduğu bildirildi. Bizim eleştirimiz şu: Bu denli önemli bir tartışmanın daha iyi duyurulması gerekirdi.

 

Türkiye   Felsefe Kurumu'nun başarılarının sürmesini  diliyoruz.



 

 

NAZIM HİKMET ANILDI

 

TYS, 15 Ocak 1990 günü Mülkiyeliler Birliği - Kuruçeşme'de 68. doğum yıldönümü nedeniyle Nazım Hikmet'i andı. Atilla Brkiye'nin yönettiği açık oturuma Şükran Kurdakul, Refik Erduran, Demirtaş Ceyhun, Atilla Coşkun katıldı. Şükran Kurdakul, «Dilimizin en büyük şairlerinden biri olduğu için seviyoruz Nazım'ı» dedi; Refik Erduran, Nazım Hikmet'in oyunlarında
büyük bir sevgi rüzgârı estiğini açıkladı; Demirtaş Ceyhun, Nazım'ın evini müzeye dönüştürmek için TYS Genel Başkanı Oktay Akbal'la birlikte yaptıkları girişimi anlattı, günün birinde Nazım'ın gömütünün de müzesinin de Türkiye'ye getirilebileceğini söyledi; Atilla Coşkun, Nazım'ın yurttaşlık hakkı konusunda aydınların tavrının önemli olduğunu vurguladı.

 

LAİKLİK SAVUNULUYOR

 

Boğaziçi Üniversitesi'nin öğretim üyeleri 8.1.1990 günü ortak bir açıklama yaptı. Laikliği savunan açıklamalarda şu görüşler de var :

 

«Her hukuk devletinin, baskı gruplarının ya da çoğunluğun tercihine bırakılmayacak ve korunması gereken temel ilkeleri vardır. Bu ilkelerin çiğnenmesi, demokrasi adına meşrulaştırılamaz. Türkiye Cumhuriyeti'nin temel ilkelerinden ve anayasanın değiştirilmesi teklif dahi edilemiyecek maddelerinden biri laikliktir. Laik bir devlet farklı dinler arasında tercih belirtemez. İkinci bir temel ilke olan din ve vicdan özgürlüğü ise ancak laik bir devlet çatısı altında korunabilir. Ayasofya'nın ibadete açılması, dinine bağlı müslümanların masum bir isteği olarak görülemez. Bizzat laik devlet yapısına yöneltilmiş eylemin bir parçasıdır.»

 

«... siyasal tercihlerle ibadete açılma doğrultusunda alınacak bir karar ise, cumhuriyet hükümetlerini gerek yurtiçinde gerek yurtdışında yıpratmanın ötesinde bir sonuç vermeyecektir.»

 

Aşağıda imzası bulunan Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyeleri ve görevlileri olarak kamuya görüşümüzü bildirmeyi görev bildik.

 

Prof. Dr. Nermin Abadan – Unat, Ar. Gör. İ. Mensur Akgün, Ör. Gör. Dr. İpek Aksüğür - Duben, Prof. Dr. Ömür Akyüz, Prof. Dr. Ahmet Alkan, Prof. Dr. Güven Alpay, Prof. Dr. Sabri Altıntaş, Prof. Dr. Engin Arık, Prof. Dr. Metin Arık, Prof. Dr. Gülay Aşkan, Prof. Dr. Atilla Aşkar, Prof. Dr. Oya Başak, Prof. Dr. Cem Behar, Öğ. Gör. Işın Bengi, Ar. Gör: Fulya Bergin, Prof. Dr. Muzaffer Bodur, Ar. Gör. İpek Borucu, Ar. Gör. Uğur Bozluolcay. Yard. Doç. Dr. Osman Börekçi, Doç. Dr. Dilek Çalgan, Yard. Doç. Dr. Mehmet C. Çamurtan, Ar. Gör. Elçin Çiğner, Doç. Dr. Can Delale, Öğ. Gör. Meral Demirel, Prof. Dr. Dilek Doltaş. Yard. Doç. Dr. Nejat Eğilmez, Yard. Doç. Ethem Eldem, Doç. Dr. Nihal Ercan, Doç. Dr. Deniz Erden, Prof. Dr. Üstün Ergüder, Öğ.Gör. Şelale Ergür, Prof. Dr. Burak Erman, Prof. Dr. Özer Ertuna, Ar. Gör. Ömer Ertürk, Doç. Dr. Selçuk Esenbel, Prof. Dr. Hamit Fişek, Prof. Dr. Güler Fişek, Ar. Gör. Ömer F. Gençkaya, Dr. Deniz Gökçe, Ar. Gör.  Nalan  Gökgöz, Yard.Doç.Dr. Aydan Gülerce, Ar. Gör. Şebnem Gülfidan, Yard. Doç. Dr. Zeynep Güneyman, Doç. Dr. Rahmi Güven, Prof. Dr. Belkis Halfon, Yard. Doç.Dr. Gürol Irzık, Doç. Dr. Nilgün Işık, Prof. Dr. Esin İnan, Prof. Dr. Yorgo İstefanopulos, Doç.Dr. Hayat Kabasakal,  Prof. Dr.Çiğdem Kâğıtçıbaşı, Ar. Gör. Duygu Kalaoğlu, Doç. Dr. Vahan Kalenderoğlu. Ar. Gör. Hakan Kalyoncu, Öğ. Gör. Bekir Kara, Doç. Dr. Cengiz Karakoç, Yard. Doç. Dr. Suat Karatay, Doç. Dr. Mehmet Kaytaz, Ar. Gör. Ayla Kılıç, Prof. Dr. Betül Kırdar, Ar. Gör. Süleyman Kırımtayıf, Prof. Dr. Ahmet N. Koç, Yard. Doç. Dr. Falih Köksal, Prof. Dr. Aptullah Kuran, Doç. Dr. Selahattin Kuru, Ar. Gör. Ersin Kuşdil, Yard. Doç. Dr. Günay Kut, Prof. Dr. Selim Küsefoğlu, Ar. Gör. Muhittin Murgan, Doç. Dr. Enis Oğuz, Doç. Dr. Ömer Oğuz, Okutman Mehmet Oktar, Doç. Dr. İlhan Or, Ar. Gör. Emre Oruğ, Prof. Dr. Ayşe Öncü, Okutman Fatih Örer, Ar. Gör. Hilmi Özçelik, Ar. Gör. Güzin Özkan, Prof. Prof. Dr. Süleyman Özmuçur, Doç. Dr. Sumru Özsoy, Doç. Dr: Turan Özturan, Öğ. Gör. Aydın Pensen, Öğ. Gör. Mehmet Rıfat, Doç. Dr: Mahmut A. Savaş, Ar. Gör: Cem Say, Ar. Gör. Nur Sayhan, Prof. Dr. Meral Serdaroğlu, Prof. Dr. Alpar Sevgen, Prof. Dr. Cevza Sevgen, Ar. Gör. Mehmet Sinangil, Prof. Dr. Ayşe Soysal, Prof. Dr. İlkay Sunar, Prof. Dr. Betül Tanbay, Öğ. Gör. Sibel Tanberk, Prof. Dr. Binnaz Toprak, Ar. Gör. Ayça Türkmenoğlu, Prof. Dr. Günyüz Ulusoy, Prof. Dr. Ceyhan Uyar, Prof. Dr. Behlül Üsdiken, Okutman Orhan Yalıntaş, Ar. Gör. Sibel Yılankıran, Prof. Dr. Özal Yüzügüllü.

 

Hacetepe Üniversitesi de ve daha sonra Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, 9 Eylül ve Ege Üniversiteleri de laiklik konusunda kamuya bildiriler yayımladılar.

 

Türkân Saylan'ın dedikleri

 

Şükran Ketenci'nin sorularını yanıtlayan sayın Prof. Dr. Türkân Saylan, laiklik üstüne şunları da söyledi: «Laik düzene karşı çıkan fikir ve hareketler en başta kadını ilgilendirmektedir.   Belki büyük bir politik beceri olarak kadınların, genç kızların başörtüsü bayrak olarak ortaya çıkarıldı. Nasıl ki cumhuriyetin kuruluş yıllarında çağdaşlaşmanın ilk siyasi simgesi, kadının çarşafı atması oluyorsa. Çağdaş giyim kuşam çağdaşlık ölçütü, simgesidiyse, bu kez de şeriat özlemcilerinin şemsiyesi «türban» örtmek oldu.

 

İşte burada birdenbire çağdaş kadınlar, çağdaş olması gereken erkeklerden daha önce tehlikeyi sezdiler. Başörtüsünün sadece bir giyim özgürlüğü olmadığını, bunun arka planda çok daha derin örgütlenmelerin, uluslararası boyutta örgütlenmelerin olduğunu belki de hissettiler. Çünkü henüz zorla birşeyler olduğu düşünülmüyordu. Birçok aydınımız da ilk dönemlerde, hatta şimdi bile, bu tutumu özgürlük olarak değerlendiriyorlar...»

 

«Türk kadını Türkiye'nin çağdaşlaşmasının kendi çağdaşlaşmasından geçeceğinin bilincini duyumsadı. Cumhuriyet ilkelerinde, laiklikte adeta bütünleşti. Çağdaş kadının çağdaş yaşamı yaşatma çabaları, örgütlenmeleri böylece güçlendi.»

 

Türkân Şaylan'ın verdiği bir örnek

 

«Ben, hekim olarak kuran kurslarına, yurtlara alınıp ailelerinden uzak tutulmuş, iş yaptırılarak, ibadet ettirilerek ruh sağlığı kaybettirilmiş çok genç kızla karşılaştım. Genellikle yoksul aile çocukları. Ailelerine ekonomik destek cazip gelmişti. Öğrencilerim arasında bu tip gençlerle beraber oldum. Bir çağdaş hekim olarak doktor adayı bir genç kız, hasta erkeğe elini sürmemekte direnince «Acil vaka olursa ne- yaparsın» sorusuna, «Müftüye, imama sorarım» yanıtını verirse, bu tablodan korkarım. Kafaları öyle karıştı ki gözlediğimiz gibi görüntü «başörtüsü» ile sınırlı kalmadı. Sakallı, poturlu erkekler türedi. Özgürlük adına örgütlenmelerine karışılmamasını isteyen bu gençler, «Bizim düzenimizde sizi yaşatmayacağız.» demeye başladılar...»

 

CEMAL SÜREYA'YI YİTİRDİK

 

9 Ocak 1990 günü değerli ozan, çevirmen, denemeci, Cemal Süreya kaldırıldığı sayrıevinde girdiği derin dalgınlık durumundan kurtulamayarak ölmüştür.

 

1931'de- Erzincan'da doğdu. Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni bittirdi. Maliye Müfettişliği ve Darphane Müdürlüğü yaptı.
İlk olarak Mülkiye, Yeditepe, Şairler Yaprağı, Pazar Postası dergilerinde görünerek kendini tanıtmıştır. TDK şiir ödülüyle Behçet Necatigil şiir ödüllerini aldı.

 

Başlıca şiir betikleri: Üvercinka, Göçebe, Beni öp Sonra Doğur Beni, Sıcak Nal, Güz Bitiği. Denemeleri: Şapkam Dolu Çiçekle, Günü Birlik

 

Anısı önünde saygı ile eğiliriz.

 

Hatay Restaurant

 

Cemal Süreya'nın    Hatay Restaurant'ta çok anısı var. Orası Cemal'in ikinci evi gibiydi. Tevfik Demir'le Mehmet Ali de öz kardeşleri. Mehmet Ali, Cemal Süreya'ya şu şiiri yazdı Hatay Restourant'ta :

 

Kiralar sürgünü koca bir şair / Mühürdar Serasker Sok. No. 27 / Giriş katı ufak bir ev / Darphane müdürü sen değilsin / Memurların bile katı arabası var / Senin neyin var neden olmadı / Çalışmadın mı maaş mı almadın / Maliye müfettişi sen değilsin // Aldığını barda pavyonda mı yedin / Seni tanırım yarım rakı bir de peynir / Herkes biliyor nasıl yaşadığını / Her şeyin vardı da melekler mi çaldı // Hayran kalırsın Cemal Süreya'ya / Hiç de değer vermez paraya / Yeter ki sende hoşgörü olsun / Senin yanını değişmez saraya

 

VELİ SAPAZ'IN  10.  SERGİSİ

 

Resim eleştirmeni Ahmet Köksal'ın «Son yıllarda sık sık açtığı sergilerle sanat etkinliğini yoğunlaştıran Veli Sapaz'ın resimleri yetiştiği çevre ile gördüğü eğitimin birikimlerini uyumlu bir bütünlüğe götürmektedir... Sapaz'ın yöresel ve doğacı resmin yaşanmış izlenimlerinden kaynaklanan tabloları, insan - doğa ilişkileri, atmosfer özellikleri üzerinde yoğunlaşarak bunlardan belirli kesitler ortaya çıkarıyor.» diye belirttiği  Veli Sapaz, yapıtlarını «Bilim Sanat Galerisi» adlı sergievinde 27.1.1990 - 27.2.1990 günlerinde sergiledi. Bu, onun 10. sergisi oluyor:

 

1942 Çorum - Sungurlu - Gökçam doğumlu olan ressamın yurtiçinde ve yurtdışında (İsveç, Almanya, Amerika, İngiltere, Çin, Hollanda, Fransa) birçok yapıtı özel kolleksiyonlarda yer almıştır. Veli Sapaz, bugün Marmara Üniversitesi'nde öğretim üyeliği görevini ve kişisel çalışmalarını yoğun bir biçimde sürdürmektedir.

 

 

AHMET   ÖZOL'UN  SERGİSİ

 

Atatürk Eğitim Fakültesi Resim Bölümü'nde öğretim üyesi olan ressam Ahmet Özol, 4. kişisel sergisini Taksim Sanat Galerisi adındaki sergievinde açtı. 29.1.1990'dan 12.2.1990 gününe değin süren sergide gördüğümüz yağlı boyadan oluşan ve mavi rengin egemen olduğu resimlerinde yeni birboyut arayışıyla doğa tutkusu yansımaktadır. Konularında denize, kuşlara ve insan figürlerine yer vermektedir.

 

1973'te Fransa Hükümetinin sanat bursundan yararlanarak Paris'e giden Ahmet Özol Ecole Nationale Des Beaux Arts'ta eğitim görmüştür.

 

ARAT OVALI

 

 


 www.turkdilidergisi.com   -   2000-2007