BİR GÖZ
ATIŞ
Ahmet
Miskioğlu
Dolu
rüzgarla çıkıp ufka giden yelkenli
Gidişin
seçtiğin akşam saatinden belli
Ömrünün
geçtiği sahilden uzaklaştıkça
Ve
hayalinde doğan aleme yaklaştıkça
Dalga
kıvrımları ardında büyür tenhalık
Başka bir
çerçevedir git.gide dünya artık
Yahya
Kemal'in Deniz Türküsünden bir parçadır bu. Akşam saatinde
uzaklara doğru yol alan yelkenli, ozanın doğrudan
kendisidir, günlük yaşam çevresinden sıyrılıp kendi «yaratma
evreni»ne doğru yol alan sanatçının kendisi... Kimsenin
bilmediği, korkmadan (aslında da korkmaktadır) içinde
ürünler oluşturduğu evreni ki onu da yaratan kendisidir...
Şiirin
bütününde sanatçının kendi yaratıcılığını korkuyla karışık
bir coşkuyla ve övünçle dile getirdiği görülmektedir. «Deniz
Türküsü», onun öbür şiirleri arasında apayrı bir yer tutar.
Yahya
Kemal; Nazım Hikmet'in, Necip Fazıl'ın, Ahmet Hamdi'nin
eylemli olarak öğretmenidir. Bu üç öğrencinin her biri
yaradılışlarından gelen değişik tutumlarla yaklaşırlar ona.
Necip Fazıl, «Büyük Doğu» dergisinde kurduğu Edebiyat
Mahkemesi'nde yargılamaya çeker. Ahmet Hamdi, -ilginç
biçemiyle- Tanzimattan beri, Şinasi kuşağıyla arayışlara
çıktığımız, yer yer de yitirdiğimiz dilimizi Yahya Kemal'in
bulduğunu ileri sürer. Evet, Deniz Türküsü, dil açısından da
o döneme göre bir buluştur. Tanzimattan beri yabancı diller
boyunduruğundan kurtuluş çabamızda bir aşamadır diyebiliriz.
Ahmet
Hamdi'nin, öğretmeni Yahya Kemal için Tanzimat'tan beri
aradığımız dili bulduğunu söylemesine karşın ne yazık ki,
Yahya Kemal'in yer yer ve birçok kez dili yitirdiğini
görüyoruz.
Yahya
Kemal'in dili yitirişine en güzel örneği Sabahattin
Eyuboğlu’nun Ömer Hayyam'dan yaptığı çeviri ile Yahya
Kemal'in yaptığı çeviriyi karşılaştırarak
görebiliriz. Yahya Kemal'in çevirisi şöyle:
Hallak ki
hilkatleri eyler terkib
Mahkûm-ı zeval etmesi gaayetle garîb
Hilkatler eğer güzelse tahrîb neden
Çirkinse bu işten kim edilsin ta'yîb [*]
Bu
çeviriye «Farsçadan gene Farsçaya çeviri» mi diyelim ya da
«Farsçadan Osmanlıca - Arapçaya çeviri» mi dememiz gerekir
bilemiyorum. Gerçek olan şu ki, bu çeviri, Türkçe söyleyiş
değildir. Tanzimat'tan beri aradığımız dilimiz, bu şiirde
yeniden yitirilmiştir. Şimdi de Ömer Hayyam'ın aynı şiirinin
Sabahattin Eyüboğlu çevirisine bakalım:
Tanrı
gönlünce yaratır da her şeyi
Neden ölüme mahkûm eder hepsini?
Yaptığı güzelse neden kırar atar
Çirkinse suçu kim kime yüklemeli? [**]
İşte
böyle. Uzun söz söylemeye gerek yok. Bir göz atış, aradaki
ayrımı ortaya koyuyor. Yalanın ve yanlışın sürekli olarak
çocuklarımıza yutturulması olanaksızdır.
Örümcek
kafalılarımız üniversitelerde, liselerde Türkçenin
filizlenip gelişmesini engellemek için her türlü hayınlığı
yapadursunlar; doğru yol bulmakta güçlük çekilmeyecektir.
(*) Yahya Kemal, Rubailer, Milli Eğitim Bakanlığı, 1000
Temel Eser.
(**) Hayyam, Bütün Dörtlükler, Çev: Sabahattin Eyuboğlu,
Cem Yayınları.