Ana sayfaya dönmek için tıklayınız.

başyazı
iki ayın içinden
öyküler
yapıtlar yazarlar
Alıntılar
çiçek yağmuru yapıtlar
günlük
 
 
yazarlar
künye
arşiv
iletişim

ÜNİVERSİTELERDE ÇAĞDAŞ TÜRKÇE FAKÜLTELERİ

 

Ahmet Miskioğlu

 

«Yükseköğretim Sorunları ve Seçenekler» üstüne bir toplantı yapıldı: Üniversitelerin sorunları ile ilgili kamuya açık bir oturum, öğretim üyelerince ilk kez düzenleniyor. Atatürk Kültür Merkezi'nde yapılan bu oturum, bizim için çok yönden yararlı oldu. Yıllardan beri bilinen, yakınılan olumsuzlukların doğrudan öğretim üyelerince açıkça dile getirilmesi; aydınlığa doğru atılabilen bir adım diye nitelendirilebilir.

 

Yönetimi ellerine geçiren yetkililer, artık, kötü gidişi anlayarak yapacakları yasal düzenlemelerle, Türkiye'deki bilimsel çalışmaları «batış»tan kurtarabilirler belki.

 

Ülkemizde ancak dört beş üniyersitelik bir gizilgüç varken; onu destekleyerek daha etkili, daha yoğun ve daha iyi ürün veren bir duruma getirmek gerekirken; tam tersini yapıp o gizilgücü 29 kuruluşa bölerseniz, bilimsel çalışmaları elli yıl daha geriletmiş olursunuz. İşte YÖK'ün Türkiye'de oynadığı güldürü budur. Bu yozlaştırma yetmiyormuş gibi, öğretim üyelerini bir de yönetsel baskı altına aldınız mı, ortada «üniversite» diye hiçbir şey kalmaz. Yani bugün Yüksek Öğretim Kurumu'nun egemenliği altında, ülkemıizde gerçek üniversite yok olmuştur. Onun yerini düzeyleri lise düzeyine düşmüş olan yüksekokullar almıştır.

Prof. Dr. Cahit Arf'ın önerisi şu : Üniversite kimliği bulunan dört beş bilimsel kuruluş, YÖK'ün dışına çıkarılmalı, YÖK'ten ayrılmalıdır. O dört beş kuruluşa özerklik verilmelidir. Her alanda bağımsız çalışmaları sağlanmalıdır onların. Çünkü, bilimsel çalışma yapan, bilim ve uygulayımbilim üreten kurumlarla meslek adamı yetiştiren yüksekokullar aynı kefeye konamaz...

YÖK'ün olumsuzluklarının anlaşılmasından, siyasal gelişmelerden kavrıyoruz ki; üniversiteler, yüksekokullar ve bütün öğretim kurumları er geç gözden geçirilerek, yeni yasal düzenlemeler getirilecektir. Geniş, belki de çok geniş yasal düzenlemeler yapılırken, yetkililerin unutmamalarını dilediğimiz yaşamsal sorunlarımız vardır. Bunu anımsatmak dilseverlerin görevidir.

Yeni yasal düzenlemeler yapılırken, üniversitelerde, daha doğrusu bir ya da iki üniversitede çağdaş Türkçemiz için fakülte ya da bolüm açılmalıdır. Çağdaş Türkçe üzerinde, sürekli çalışma, sürekli öğretim yapılmalıdır. Dünyanın her yerinden kovulmak istenen Türkçe, hiç olmazsa Türkiye'nin bilim kurumlarında incelenme olanağı bulabilmelidir. Arapçaya inanıyor (iman ediyor) bile olsalar, Arapçayı «Allahça» sayıyor bile olsalar Türkçeye de biraz ilgi duyacaklarına güvenmek istediğimiz yöneticilerden bu yasal düzenlemeyi umutla bekleyeceğiz.

En büyük eksiğimiz; yüz yıldan beri hızla gelişen, elli yıldan beri de yetkin bir duruma ulaştığı apaçık görülen çağdaş Türkçe üstüne bilimsel incelemeler yapacak bilim kurumlarımızın bulunmamasıdır. Çağdaş Türkçeyi inceleyen bilim kurumlarına çok büyük gereksinim vardır. Bizce, bu, yaşamsal bir sorundur.

Bugün üniversitelerin Türkoloji ([1]) bölümlerinde gençlerimiz öğrenceye girer girmez Arapça ile, Farsça ile karşılaşırlar. Onlara hemen

If al - muf'il - muf'el

gibi Arapça türetme kuralları ezberlettirilmeğe başlanır. Sözgelimi şöyle Türkçe kural üzerinde durmak kimsenin usuna bile gelmez:

 

vurmak   - vurgu    -vurgun
kırmak    - kırgı      - kırgın
yermek   - yergi     - yergin
durmak  - durgu    -durgun
içmek     - İçki        - içkin
sormak - sorgu - sorgun v.b...

12 Eytül'den beri bütün üniversitelerin bütün fakülte ve bölümlerinde zorunlu olarak Türkçe okutulması, YÖK'ün oynadığı güldürülerden bir tanesidir. Nasıl ki güzelim «Yeşilköy» havaalanının adını «Atatürk» yaparak Atatürkçü olduğunuzu kanıtlayamazsanız, bütün üniversitelerin «bütün fakülte ve bölümlerinde Türkçe okutuyor görünmek, sizin Türkçeye değer verdiğinizi göstermez. Durum, bunun tam karşıtıdır ve yürekler acısıdır. Çağdaş Türk yazarlarını hiç okumamış, çağdaş Türkçeden habersiz okutmanlar; Arapça - Farsça - Osmanlıca baskısı yaparak, gençlerle sürtüşüp durmaktadırlar. Gençlerimizin çok değerli zamanları boşu boşuna harcanmaktadır.

Üniversitelerin Türkoloji ([2]) bölümlerinde bilimsel çalışmalar da yapılmıyor. O bölümlerde ezberlenmiş birtakım bilgiler, gençlere aktarılıyor. Biz; üniversitelerde, şimdilik bir iki üniversitede, çağdaş dilbilim ve çağdaş Türkçe fakültelerinin ya da bölümlerinin kurulmasını istiyoruz. Gelişen Türkçenin uluslararası genişlikte ve bilimsel ölçüler içinde değerlendirilmesini istiyoruz. Bunun yasal düzenlemelerle bir an önce yürürlüğe konmasını bekliyoruz.

 


 

[1] Niçin Türkoloji deniyor da Türkbilim denmiyor? Yunan dilinden bölük pörçük parçalar takarak daha mı bilimsel davrandığımızı sanıyoruz?

 

[2] Niçin Türkoloji deniyor da Türkbilim denmiyor? Yunan dilinden bölük pörçük parçalar takarak daha mı bilimsel davrandığımızı sanıyoruz?

 

 


 www.turkdilidergisi.com   -   2000-2007