Ana sayfaya dönmek için tıklayınız.

başyazı
iki ayın içinden
öyküler
yapıtlar yazarlar
Alıntılar
çiçek yağmuru yapıtlar
günlük
 
 
yazarlar
künye
arşiv
iletişim

  

 

 

Türkiye  Cumhuriyeti'nin Temelleri

 

Ahmet Miskioğlu

               

Türk Dil Kurumu’nun bütün işlevini yüklenmiş bulunan Dil Derneği, ikinci kuruluş yıldönümünü Ankara’da, İstanbul’da, İzmir’de; bu üç büyük kentimizde coşku ile kutladı. Gün gelecek, üç kentte değil, yeniden açılan çığırla her kentimizde Türk dilinin bayramı kutlanacak, buna inanıyorum.  Türk dilinin gelişmesini baltalamak isteyen yağı ya da aymaz kişilerin, gelişmeler karşısında yüzleri kızaracak. Biz kuşkusuz, onların yüzlerine tükürmeğe gerek duymayacağız, ama kendileri utançtan yere batacaklar.

                Dilimiz, bağımsızlığımızın simgesidir. Türk Dil Kurumu’nu kapatmak, bağımsızlığımızı körletmekten başka ne anlama gelir?

                Türk Dil Kurumu niçin kapatılmıştır? Hukuka saygılı hiçbir uygar ülkede görülmemiş bir işlemle Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘vasiyeti’ niçin çiğnendi? Sürüp gelen gerici olaylara bakmayarak, yalnızca Atatürk vasiyetinin çiğnenmesini görmek, konuyu kavramamıza yeterli olamaz. “Rabıtagate bütünün bir parçası” adlı yazısında Ali Sirmen, olayların teker teker değil, bütün içinde ele alınarak, Cumhuriyet’in temellerine yönelmiş “tehlike”yi görmemizi öneriyor.[i] Yıllardan beri geriye doğru kayışa toptan bakılacak olursa, bu, daha iyi kavranır.

                İçinde benliğimizi bulduğumuz Türkiye Cumhuriyeti’nde Türkçe nasıl yasaklanır? Türkçe ezan nasıl yasaklanır? Türk çocuğunun tapınmasının yalnız Arapça ile yapılabileceği, başka türlü düşünmenin “küfür” olduğu, çocuklarımıza niçin ezberlettirilir? 12 Eylül döneminde önceden açılanlara ek olarak 127 İmam Hatip Okulu ne için açılmıştır? Gereğinden çok İmam Hatip Okulu varken, liselere zorunlu din dersi ne için konuldu? Kuran kursları niçin örgütlü olarak çoğaltılmakta, çocuklarımıza Türkçeyi öğretemeden önce niçin Arapça öğretmeğe çalışılmaktadır? «Arap olunmadan müslüman olunamaz.» sözü ne demektir? Liselerin öğrence (ders) izlencelerinden düşünbilim (felsefe) ne için kaldırıldı? Sorular ve sorunlar çığ gibi... Hepsi bir bütün olarak ele alındığında korkunç gerçek apaçık ortaya çıkıyor: Türkiye Cumhuriyeti'nin temelleri saldırı altındadır.

Böyle olunca, dilseverler, dil konusunda üzerlerine düşen görevi yaparak, yasal savaşımlarını kuşkusuz sürdüreceklerdir. Sürdürecekler ve kazanacaklardır. Kazanmaktan başka çıkar yol yoktur. Atatürk'ün “ya bağımsızlık ya ölüm» dediği yıllarda nasıl bağımsızlığımızı kazanmaktan başka çıkar yol yok idiyse, bugün de benzer bir duruma doğru hızla yuvarlanılmaktadır. Türk dilinin gelişme damarlarının kesilmemesi için gereken her yasal girişim yapılmalıdır, yapılacaktır. Dil Derneği, yasal yolu kuşkusuz açacaktır.

İstanbul'daki ikinci kuruluş yılı toplantısında Prof. Dr. Aydın Aybay şöyle açıkladı: «Türk Dil Kurumu'nun kapatılması, Atatürk'ün vasiyetinin bozulması, Atatürk'ün kalıtına el uzatılması; hangi yönden baksanız hukuka aykırıdır. Bir kez, mülkiyet hakkına aykırıdır. Yeryüzünde her ülkede mülkiyet hakkı güvence altına alınmıştir. İkincisi, irade özgürlüğü ilkesine aykırıdır. Atatürk yasal özgür iradesini kullanmıştır. Hak, hukuk varsa hiçbir yurttaşın özgür iradesine dokunamazsınız; Atatürk’ün nasıl dokunuyorsunuz? Üçüncüsü: Tüzel kişilik hukukuna aykırıdır. Dördüncüsü: Miras güvencesi hukukuna aykırıdır... Öyleyse er ya da geç kapatılan Türk Dil Kurumu açılacak, Atatürk'ün vasiyeti sahiplerine iade edilecektir. Şunu da unutmamalıdır ki, Atatürk'ün kalıtına el uzatmak, onun manevi kalıtına da el uzatmaya yol açabilir.»

Prof. Dr. İsmet Sungurbey, Atatürk'ün vasiyetine el koymanın gülünçlüğünü de vurguladıktan sonra şöyle konuştu: «Vasiyeti bozarak kalıtın başkaları tarafından aykırı yönde kullanma yoluna gidilmesi 'sürekli hukuğa aykırılık' olayıdır ki, bunun zamanaşımı da olamaz. Sürüp giden bir haksızlık karşısındayız.»

Şimdi Atatürk'ün sözünü yeniden anımsayalım: «Yönetimi ellerinde tutanlar aymazlık, sapkınlık ve hem de hayınlık içinde bulunabilirler.» İşte böyle demiş... Yönetimi ele geçirenler halka karşı olan güçlerin suyuna giderek işleri başaracaklarını sanıyorlar; bu yolla güçlerini sonsuza dek sürdüreceklerine güveniyorlar. Öyleyse  vur Cumhuriyetin sağladığı aydınlığa, vur Türk diline, vur laikliğe. Ulusun sırtında ulusun aydınlığına, ulusun diline, ulusun laikliğine vurarak güçlenmek, öyle mi?

Böyle yürümez, yürüyemez.


 

[i] Ali Sirmen, Rabıtagate Bütünün Parçası, Türk Dili Dergisi, Temmuz 1987.

 


 www.turkdilidergisi.com   -   2000-2007