Ana sayfaya dönmek için tıklayınız.

başyazı
iki ayın içinden
öyküler
yapıtlar yazarlar
Alıntılar
çiçek yağmuru yapıtlar
günlük
 
 
yazarlar
künye
arşiv
iletişim

 

 

             «TERİTORYAL» HAYINLIK

 

             Ahmet Miskioğlu

 

«Yönetimi ellerinde tutanlar, hayınlık içinde bulunabilirler. » Böyle demiş Atatürk; bizim her zaman uyanık bulunmamız için; gerekirse tepki göstermemiz, uyuşukluktan, gevşeklikten kurtulup, dirençli olmamız için...

Sevr anlaşmasını imzalayanlar, kuşkusuz hayındılar. Aymazlık ve sapkınlık içindeydiler. İçlerinden hem de üniversite üyeliği yapmakta olan biri, Filozof Rıza Tevfik, bakın ne diyordu:

«Malumdur ki Türkçemiz, bünye-i teşekkülü, yani uzviyeti itibariyle, ikinici derecede olan lisanlardandır.  Bunlara (langues aglutinantes) elsine-i iltisakiyye derler. Bu türlü lisanların başlıca sıfat-ı kaşifesi ve mahsuru, kelimelerin baş tarafına edevat-ı dahile (préfixes) alamamaları ve yeni yeni kelimat-ı mürekkebe vücuda getirememeleridir. Halbuki Avrupa elsine-i  mütemeddinesi bu kabiliyeti çoktan ihraz etmiştir... Arapça birinci derecede mükemmel elsine-i mütemeddinedir... Türkçemizin bu türlü tertibata  kabiliyeti yoktur. »[i]

Böyle bir görüşü ileri süren bu kişi, kuşkusuz aymazlık, sapkınlık içindedir. Sevr anlaşmasına imzasını koyarak o, öbür imzalarla birlikte hayınlığını da belgelemiş oluyor.

Kurtuluş savaşımızı bitirip çoktan düze çıkmışız; Türk dili üzerinde egemenlik kurmuş olan yabancı dil ordularını ulusal dilimizin sınırları dışına çıkarma atılımımızı çoktan yapmışız[ii] ama, bugün bile ulusal dilimizin sınırlarından içeriye sızma, daha doğrusu sızdırma hayınlıkları yapıldığı görülmektedir. Sevr antlaşması imzacılarının hayınlıkları ölçüsünde bir hayınlıktır bizce bu. Sızma yapan, tüm olarak saldırıya geçmeden önce, dayanma ve dayanışma güçlerini gevşetmeye çalışıyor. İşte ortaya atılan teritoryal sözcüğü buna somut bir örnek...

Teritoryal (territorial, territoriâlité) ne demektir? Evet, ne demektir bu sözcük? Niçin birden bire kullanmaya başladınız bu sözcüğü? Niçin? Kim size buyruk verdi? Soruyoruz: Niçin yaymaya çalışıyorsunuz bu sözcüğü? Yönetimi ellerine geçirenler, kendilerine oy verenlere bu ölçüde ters düşebilirler mi? Niçin durmadan üsteliyorsunuz bu sözcükte; niçin? Hem de ulusal savunmamızla ilgili bir konuda, niçin? Ulusal bilincimizi zayıflatmak için mi?

«Koruma birliği», «koruma erleri», «korunma örgütü», «ülkeye değgin», «ülke durumu», «yerel savunma», «bölgesel savunma», vb. gibi... güzel sözlerimiz var iken nereden çıkardınız bu sevimsiz «teritoryal»i; dilimizin bile dönmediği bu yabancı sözcüğü? Üİkemizin korunmasını yabancılara mı bırakmak eğiliminizi açıklamak istiyorsunuz? Yoksa çok sevdiğiniz «Arapça-Farsça-Osmanlıca» ile «müdafaa-i hâk» diyemediğinizden mi bu kez de Türk dilini sevenlere tepki olarak ve özellikle Türkçeye karşı olmak için batı dillerinden yardım dilenme yolunu mu seçiyorsunuz? Türkçemizin çok tatlı sözleri varken ille de yabancı sözcükler ardında niçin koşuyorsunuz? Sevr antlaşması imzacıları gibi siz de Türkçeye güvenmeyenlerden misiniz? Sevr antlaşması imzacıları, Türkçeye güvenmemekten başka, Türkiye'yi de bir ulusa yaraşır bir ülke olarak görmüyor, bütün Anadolu'yu saldırganlara dağıtıyordu. Dil bilinci ile yurt bilinci arasında bir koşutluk bulunduğu apaçık görülmektedir.

Açıklanmasını isteriz : Tüzenin egemen olduğu bir ülkede paşa gönlünüzün her istediğini yapamazsınız; size de sorulur, eyleminizin nedeni. TRT Türkiye Radyoları ve TRT Türkiye Televizyonu yetkilileri  lütfen açıklar mısınız : dilimizin bile dönmediği «teritoryal» sözcüğünü yayma çabasını niçin sürdürüyorsunuz?


 

[i] Prof. Dr. Bedia Akarsu, Dil Devriminin Başarısı, Türk Dili Dergisi, Temmuz 1987 sayısı; Ömer Asım Aksoy, Türkçenin Yeniden Doğuşu, Türk Dili Dergisi. Ocak-Şubat .1988 sayısı.

[ii] «Ömer Asım Aksoy'un yapıtı», Türk Dili Dergisi, Kasım-Aralık 1988 sayısı

 


 www.turkdilidergisi.com   -   2000-2007