|
«TERİTORYAL» HAYINLIK
Ahmet Miskioğlu
«Yönetimi
ellerinde tutanlar, hayınlık içinde bulunabilirler. » Böyle
demiş Atatürk; bizim her zaman uyanık bulunmamız için;
gerekirse tepki göstermemiz, uyuşukluktan, gevşeklikten
kurtulup, dirençli olmamız için...
Sevr
anlaşmasını imzalayanlar, kuşkusuz hayındılar. Aymazlık ve
sapkınlık içindeydiler. İçlerinden hem de üniversite üyeliği
yapmakta olan biri, Filozof Rıza Tevfik, bakın ne diyordu:
«Malumdur
ki Türkçemiz, bünye-i teşekkülü, yani uzviyeti itibariyle,
ikinici derecede olan lisanlardandır. Bunlara (langues
aglutinantes) elsine-i iltisakiyye derler. Bu türlü
lisanların başlıca sıfat-ı kaşifesi ve mahsuru, kelimelerin
baş tarafına edevat-ı dahile (préfixes) alamamaları ve yeni
yeni kelimat-ı mürekkebe vücuda getirememeleridir. Halbuki
Avrupa elsine-i mütemeddinesi bu kabiliyeti çoktan ihraz
etmiştir... Arapça birinci derecede mükemmel elsine-i
mütemeddinedir... Türkçemizin bu türlü tertibata kabiliyeti
yoktur. »[i]
Böyle bir
görüşü ileri süren bu kişi, kuşkusuz aymazlık, sapkınlık
içindedir. Sevr anlaşmasına imzasını koyarak o, öbür
imzalarla birlikte hayınlığını da belgelemiş oluyor.
Kurtuluş
savaşımızı bitirip çoktan düze çıkmışız; Türk dili üzerinde
egemenlik kurmuş olan yabancı dil ordularını ulusal
dilimizin sınırları dışına çıkarma atılımımızı çoktan
yapmışız[ii]
ama, bugün bile ulusal dilimizin sınırlarından içeriye
sızma, daha doğrusu sızdırma hayınlıkları yapıldığı
görülmektedir. Sevr antlaşması imzacılarının hayınlıkları
ölçüsünde bir hayınlıktır bizce bu. Sızma yapan, tüm olarak
saldırıya geçmeden önce, dayanma ve dayanışma güçlerini
gevşetmeye çalışıyor. İşte ortaya atılan teritoryal sözcüğü
buna somut bir örnek...
Teritoryal
(territorial, territoriâlité) ne demektir? Evet, ne demektir
bu sözcük? Niçin birden bire kullanmaya başladınız bu
sözcüğü? Niçin? Kim size buyruk verdi? Soruyoruz: Niçin
yaymaya çalışıyorsunuz bu sözcüğü? Yönetimi ellerine
geçirenler, kendilerine oy verenlere bu ölçüde ters
düşebilirler mi? Niçin durmadan üsteliyorsunuz bu sözcükte;
niçin? Hem de ulusal savunmamızla ilgili bir konuda, niçin?
Ulusal bilincimizi zayıflatmak için mi?
«Koruma
birliği», «koruma erleri», «korunma örgütü», «ülkeye
değgin», «ülke durumu», «yerel savunma», «bölgesel savunma»,
vb. gibi... güzel sözlerimiz var iken nereden çıkardınız bu
sevimsiz «teritoryal»i; dilimizin bile dönmediği bu yabancı
sözcüğü? Üİkemizin korunmasını yabancılara mı bırakmak
eğiliminizi açıklamak istiyorsunuz? Yoksa çok sevdiğiniz
«Arapça-Farsça-Osmanlıca» ile «müdafaa-i hâk»
diyemediğinizden mi bu kez de Türk dilini sevenlere tepki
olarak ve özellikle Türkçeye karşı olmak için batı
dillerinden yardım dilenme yolunu mu seçiyorsunuz?
Türkçemizin çok tatlı sözleri varken ille de yabancı
sözcükler ardında niçin koşuyorsunuz? Sevr antlaşması
imzacıları gibi siz de Türkçeye güvenmeyenlerden misiniz?
Sevr antlaşması imzacıları, Türkçeye güvenmemekten başka,
Türkiye'yi de bir ulusa yaraşır bir ülke olarak görmüyor,
bütün Anadolu'yu saldırganlara dağıtıyordu. Dil bilinci ile
yurt bilinci arasında bir koşutluk bulunduğu apaçık
görülmektedir.
Açıklanmasını isteriz : Tüzenin egemen olduğu bir ülkede
paşa gönlünüzün her istediğini yapamazsınız; size de
sorulur, eyleminizin nedeni. TRT Türkiye Radyoları ve TRT
Türkiye Televizyonu yetkilileri lütfen açıklar mısınız :
dilimizin bile dönmediği «teritoryal» sözcüğünü yayma
çabasını niçin sürdürüyorsunuz?
[i] Prof. Dr. Bedia Akarsu, Dil
Devriminin Başarısı, Türk Dili Dergisi, Temmuz 1987
sayısı; Ömer Asım Aksoy, Türkçenin Yeniden Doğuşu,
Türk Dili Dergisi. Ocak-Şubat .1988 sayısı.
[ii] «Ömer Asım Aksoy'un yapıtı»,
Türk Dili Dergisi, Kasım-Aralık 1988 sayısı
|