Ana sayfaya dönmek için tıklayınız.

başyazı
iki ayın içinden
öyküler
yapıtlar yazarlar
Alıntılar
çiçek yağmuru yapıtlar
günlük
 
 
yazarlar
künye
arşiv
iletişim

DİL KURULTAYI

 

Ahmet Miskioğlu

 

12 Temmuz 1988 günü Dil Derneği’nin ilk kurultayı toplandı. O gün, kapatılan Türk Dil Kurumu’nun da kuruluşunun 56. yıldönümüydü. Dernek Başkanı Prof.Dr. Cevat Geray, Anıtkabir Defteri’ne bütün dilseverlerin temsilcisi olarak şöyle yazdı:

                “Ulu önderimiz, hiçbir tutucu gücün, ulusça benimsenmiş olan Dil Devrimi’nin kökleşmesi, gelişmesi, sürmesi doğrultusundaki çabalarımızdan alıkoyamayacağının bilinci içinde, kurucu başkanı bulunduğun Türk Dil Kurumu’nun 56. Kuruluş yıldönümünde, dilimizin özdeşleşmesine, çağdaşlaşmasına, uygar dünyada yerini almasına, gelecek kuşaklara aktarılmasına katkılarda bulunmak amacıyla kurduğumuz Dil Derneği’nin ilk kurultayında, yine seninle birlikte olmanın kıvancını, onurunu yaşıyoruz.”

                Gururla, kıvançla gidildi Atatürk’e; Bağımsızlık savaşı günlerinde olduğu gibi yoksunluk ve yoksulluk içinde bulunulsa bile başarılacağına güvenmenin, inanmanın coşkusuyla gidildi Atatürk’e; alınlar açık, başlar dik gidildi Atatürk’e... Ve Cevat Geray, bütün dilseverler adına, bunları yazdı deftere: Dil devriminin kökleşmesi... Dil devriminin gelişmesi... Dil devriminin sürmesi... Türk dilinin çağdaş, uygar dünyada yerini alması... Bütün bunlar kuşkusuz başarılacaktır. Kapatılan Türk Dil Kurumu’nun 51 yıllık, Cumhuriyet dönemi Türk yazarlarının 56 yıllık emeklerinin olumlu ürünleri, bunun somut kanıtıdır. Kapatılan Türk Dil Kurumu, Türkiye Cumhuriyeti’nin ana gelişme temellerinden biriydi. Bundan sonra, aynı görevi ister istemez Dil Derneği yürütecektir. Yürütecek ve başaracaktır. Yoksunluk ve yoksulluk içinde de olsa başaracaktır. Örümcek kafalılarımız, cumhuriyetimizi, ilkelerimizi, dilimizi yozlaştırma eylemini sürdüredursun; Dil Derneği, ulusal görev bilinciyle güçlüklerin üstesinden gelecektir. Bu ulusun gerçek temsilcileri onlardır.

Evet, gerçek temsilciler kimlerdir? Yalan dışsatımlarla ceplerine milyarlar dolduranlar ve bu yolla en önemli subaşlarına yerleşerek bağımsızlığımızı şuna buna pazarlarken bir yandan da örümcek kafalıların beyinlerini Arapça - Farsça - Osmanlıca ile boyayanlar mıdır gerçek temsilciler? Yoksa, yoksunluk ve yoksulluk içinde, gürültüsüz patırtısız ürünler vererek dilimizin bağımsızlığını, ulusumuzun yükselmesini savunanlar mıdır? Gerçek temsilcilerimiz, kuşkusuz en güç koşullarda dilimizin bağımsızlığını, uygarlığımızın ve ekinimizin yükselmesini savunanlardır. Kimlerdir bu temsilciler? Ad vererek somutlamak gerekiyor. Sessiz sessiz yiğitçe çalışmanın, emeğin, alınterinin hakkını vererek ad saymamız gerekiyor. Türk Dil Kurumu, kapatılmıştır ama, biz orada emek verenlerin hiçbirini unutmayacağız. Hepsini saygı ile anacağız. Kurum'da seçilerek, hiç karşılık beklemeden görev alıp Yönetim Kurulu'nda çalışanlar şu alçakgönüllü insanlardı :

Prof. Dr. Akşit Göktürk, Prof. Dr. Mustafa Canpolat, Prof. Dr. Berke Vardar, Oktay Akbal, Prof. Dr. Şerafettin Turan, Prof. Dr. Doğan Aksan, Ömer Asım Aksoy, Sami Karaören, Prof. Dr. Tahsin Yücel, Emin Özdemir, Cahit Külebi, Prof. Dr. Atalay Yörükoğlu, Prof. Dr. Sadettin Buluç, Doç. Dr. Aydın Köksal, Prof. Dr. Hasibe Mazıoğlu, Kemal Demiray, Prof. Dr. Ruşen Keleş, Doç. Dr. Türker Alkan, Prof. Dr. Erdem Aksoy, Sabahattin Kudret Aksal, As. Dr. Kâmile İmer, Prof. Dr. Ahmet Kocaman, Necati Cumalı, Prof. Dr. Bedia Akarsu, Emel Vardarlı, Prof. Dr. Özcan Başkan, Prof. Dr. Özer Soysal, Doç. Dr. Tuğrul İnal, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Prof. Dr. Vecihi Hatipoğlu, Hikmet İlaydın, Prof. Dr. Özdemir Nutku, Prof, Dr, Bahri Savcı, Necdet Uğur, Doç. Dr. Semih Tezcan...

Devlete el koyanların buyruğuyla ya da yumruğuyla atanmış değildir bu insanlar. Türk diline verdikleri emeğin sağladığı güçle seçilerek onurlarıyla geldiler Yönetim Kurulu Üyelıği'ne. Sonra onlara «Sen çekil!» deniyor, öyle mi? Yeryüzünün hangi onurlu ülkesinde böyle bir işlem vardır?

Dil Derneği'nde artık atılım dönemine girildiği bu günlerde, onların Türk diline verdikleri emeği anımsamamak olanağı yoktur. Kuşkusuz daha yüzlerce, binlerce dil emekçisi, Türkçeyi savunan yiğit dilsever vardır yurdumuzda, yurtdışında; dergimize yağmur gibi gelen mektuplardan da anlıyoruz bunu, olayları oranlayarak da biliyoruz. Ancak biz, yalnız birkaç temsilci adı anmakla, öbür binleri, milyonları da anmış gibi duyumsuyoruz kendimizi.

Anıtkabir'den döndükten sonra, Dil Derneği Başkanı Prof. Dr, CevatGeray, yaptığı açış konuşmasında da şu görüşlere yer verdi.

«Dil devrimcilerini uydurmacılıkla suçlayanlara seslenerek onlara şunu anımsatmak istiyorum ki, gerçekten uydurma olan bir dil varsa, sizin geriye dönük sözcük yasaklarıyla, ders kitaplarıyla, basın yayın araçlarınızla ayakta tutmaya çalıştığınız Arap, Acem, Frenk kökenli sözcüklerle uydurduğunuz Osmanlıca sözcüklerdir. Türkçeden türetilenleri «uydurma» sözcük, Arapçadan, Farsçadan yanlış türetilse bile «İslami» sözcük diye nitelendirenler bilmelidir ki, aydın bilim, sanat, ekin adamlarınca yaygın biçimde benimsenmiş bulunan, herkesin anladığı, halkın severek kullandığı özdilimiz artık kök budak salmıştır. Hiçbir gerici kesimin gücü bu akımı durdurmaya; geri çevirmeye yetmeyecek, karşılarında Türkçenin, Türkiye'nin ilerlemesinden, gelişmesinden, çağdaşlaşmasından yana olan halkımızı, aydınlarımızı bulacaktır»

Saat 10.30'da başlayan kurultay, geç saatlere değin sürdü. Çok coşkulu konuşmalar oldu. Kapatılan Türk Dil Kurumu son Genel Yazmanı Cahit Külebi, çok duygulu konuştu. Türk Dil Kurumu’nun kapatılışını anımsatarak: «Bizi yabancı şeylerle suçladılar, utanmadan yalan söylediler» dedi. Sonra arayıp hiçbir kusur bulamadıklarını açıklayarak: «Atatürk'ün miras hakkı elinden alınabilir mi? Hangi hukuk düzeni bir babanın çocuklarına bıraktığı mirası ortadan kaldırabilir? Yeryüzünde miras hakkını ortadan kaldıran bir başka ülke var mıdır? Böyle hukuk düzeni var mıdır? Mirası ortadan kaldıran düzen var mıdır? Atatürk'ün mirası ortadan kaldırılmıştır.  Şimdi yapılacak iş, Türk Dil Kurumu'nu eski durumuna getirmektir; Türk Dil Kurumu'nu sahibine geri vermektir.» diye konuşmasını sürdürdü. Konuşurken gözleri yaşarıyordu. Dinleyenleri duygulandırıyordu.

Kurultayda son olarak seçimler yapıldı:

Yönetim Kurulu: Prof. Dr. Cevat Geray, Sevgi Özel, Attila Göktürk, Doç. Dr. Aydın Köksal, Tahsin Saraç, Dr. Haldun Özen, Beşir Göğüs, Rafet Erim, Mustafa Ekmekçi, Ali Sirmen, Oktay Akbal Yedekler: Ayla Bayaz, Aziz Nesin, Muzaffer İzgü, Mahmut Tali öngören, Doç. Dr. Ömer Kuleli.

Denetleme Kurulu: Erkan Yücel, Hüseyin Atabaş, Varlık Özmenek, Yedekler:   Baki Özilhan, Abidin Subaşı, Mehmet Taner.

Onur Kurulu: Dr. Orhan Asena, Prof. Dr. Bahri Savcı, Prof. Dr. Leziz Onaran, Prof. Dr. Fehmi Yavuz, Ali Rıza Önder. Yedekler: Prof. Dr. Necip Bilge, Necdet Uğur, Emel Vardarlı.

Seçilen arkadaşları, güç ve büyük işler bekliyor. Hepimiz görevin başarılacağına inanmaktayız. Son olarak şunu da yinelemekte yarar vardır: Ömer Asım Aksoy'un, Hıfzı Veldet Velidedeoğlu'nun, Nadir Nadi'nin ve bütün halkımızın düşündüğü gibi «Atatürk mirası»nın dokunulmazlığı pek yakında anlaşılacaktır. «Atatürk vasiyetinin, vasiyet edilene döneceği gün de uzak değildir.» 


 www.turkdilidergisi.com   -   2000-2007