Ana sayfaya dönmek için tıklayınız.

başyazı
iki ayın içinden
öyküler
yapıtlar yazarlar
Alıntılar
çiçek yağmuru yapıtlar
günlük
 
 
yazarlar
künye
arşiv
iletişim

 

DİL BAYRAMI NASIL BİR ORTAMDA GELİYOR?

Ömer Asım Aksoy

Bu eylülün 26'sında 55'incisini kutlayacağımız DİL BAYRAMI nasıl bir ortamda geliyor? Atatürk'ün kurduğu Türk Dil Kurumu, dört yıldan beri yok. Bu yokluk, o kurumun görevini yapmamasından ya da yapamamasından mı? Hayır; hakli bir nedene dayanmayan, üstelik hukuk ilkelerine aykırı bir yolla çıkarılan yasa onu yok etti. Peki, yeri boş mu duruyor? Sözde boş değil: Yasa, geniş bir kuruluşun bir dalı olarak Türk Dil Kurumu adıyla bir kuruluş getirdi.

Bu kuruluş; yok olan Türk Dil Kurumu'nun yerini tutuyor mu tutmuyor mu, bir karşılaştırma yapalım:

1)    Atatürk'ün kurduğu Türk Dil Kurumu, bir dernekti. Bu derneğe Atatürk'ün dil ülküsünü benimseyenler üye olurdu.  Derneğin iki, üç yılda bir toplanan kurultaylarında çalışmalar gözden geçirilir, tartışılır, gelişmelere göre yeni izlenceler yapılır, yeni dönem için yöneticiler seçilirdi.

Atatürk'ün kurmadığı yeni Türk Dil Kurumu ise bir devlet dairesidir. Üyelerini ve çalışmaları yürütecek kişileri hükümet seçer, atar.

2)    Eski Dil Kurumu üyeleri, siyasal eğilimleri söz konusu olmayan, sadece Atatürk'ün dil ülküsü çevresinde toplanan kişilerden oluşurdu. Hükümetlerin siyasal kimlikleri ne olursa olsun, dil çalışmalarının yönü değişmezdi.

Yeni Dil Kurumu üyeleri ise kendilerini atayan hükümetlerin görüşü doğrultusunda çalışmak zorundadırlar.

3)    Eski Dil Kurumu'nun çalışmaları, Atatürk'ün gösterdiği devrimci yolda gelişmekteydi.

Yeni Dil Kurumu'nun çalışmaları için hükümet başkanının 26 Eylül 1984'te gösterdiği yol, "dilimizin tabii seyri içinde gelişmesi gerektiği''dir. Bu yol, devrimci anlayışla bağdaşmamaktadır.

4)    Eski Dil Kurumu, dilimize binlerce yeni sözcük ve terim kazandırmıştır.

Yeni Dil Kurumu, dilimize sözcük kazandırmak şöyle dursun, kullanılmakta olan birtakım yeni sözcükleri kendi örgütlerine yasaklayan resmi dairelerin tutumuna seyirci kalmış, dahası -söylentilere göre- yasaklanan o sözcükleri yeni Dil Kurumu'nun üyeleri saptamıştır ki içlerinde 1982 Anayasası'na girmiş olanlar bile vardır.

5)    Birkaç ay önce Dil Derneği adıyla bir dernek kurulmuştur. Amacı "Türk dilinin özleşmesine, gelişmesine, dil devriminin güçlenmesine katkıda bulunmak..."tır.

Hükümet bu girişime karşı sert tepki göstermiş, bir yandan Dernek'in çalışmalarını durdurmuş, bir yandan da yasak bir dernek kurdular diye cezalandırılmaları için kurucuları savcılığa vermiştir. Ancak mahkeme, hükümetin eylemini yasalara aykırı bularak kaldırdığı gibi savcılık da ortada bir suç görmediğinden “takipsizlik" kararı vermiştir.

Bu karşılaştırmalar, hükümetin dil siyasasını apaçık göstermektedir. Hükümet görevlileri olarak yeni 'Dil Kurumu'nda çalışanların bu siyasa dışında bir yol izlemeleri olanaksızdır.

İşte 26 Eylül 1987 bayramı böyle bir ortamda geliyor.

***

Dil bayramları,  Atatürk'ün kurduğu Dil Kurumu’nca değerine yakışır bir coşku ve içtenlikle kutlanırdı. Atatürk'ün kurmadığı Dil Kurumu'ndan böyle bir kutlama beklenemeyeceğini yukarıdaki açıklamalar ortaya koymuştur. Ama "zevahiri kurtarmak” için bir tören düzenleyeceklerdir.

İçtenlikli bayram kutlamaları ise dil devrimine gönül vermiş olanların kendi aralarında ve toplantılarında, başarının ve ulusça gösterilen kucak açısın sevinçleri içinde coşku ile yinelenecektir.

 


 bilgi@turkdilidergisi.com   -   2000-2007